YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7263
KARAR NO : 2009/5818
KARAR TARİHİ : 10.12.2009
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Davacı …, ortaklığın giderilmesi davasına konu 1637 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1.kattaki dairenin kendisi tarafından yapıldığının ve mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 1637 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 1.katında bulunan dairenin mülkiyetinin davacıya aidiyetine karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu muhdesatın davacı tarafından kendi adına ve hesabına meydana getirildiği, iddia, savunma, dosya içeriğinde toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki gerek 743 sayılı Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki yapı, ağaç gibi muhdesatların mukadderatı üzerinde bulunduğu taşınmazın arzına tabidir. Muhdesatların taşınmazların arzından ayrı bir mülkiyetinden söz edilemez. Bu olgu göz önüne alındığında muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemi ile açılan davalarda “Çoğun içinde azı da vardır” kuralı da dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile kanıtlanması halinde muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinde davaya konu muhdesatların mülkiyetinin tespitini istemiştir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetilerek mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz, davalı …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin birinci fıkrasındaki “…KABULÜ…”,”…mülkiyetinin davacı …’a AİDİYETİNİN” sözlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerlerine sırası ile “…KISMEN KABULÜ…”,”…davacı … tarafından meydana getirildiğinin tespitine…” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, peşin ödenen 82,80 TL harcın istek halinde davalı …’e iadesine, 10.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.