YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/115
KARAR NO : 2010/6708
KARAR TARİHİ : 26.11.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece daha önce verilen hüküm Yargıtay incelemesinden geçerek bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; “Taşınmaz başında keşif yapılarak fen ve arkeolog bilirkişileri aracılığı ile arkeolojik sit haritasının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, taşınmazın arkeolojik sit alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi” gerektiği hususlarına değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın 1/2 payının davacı adına, 1/2 payının davalı hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın 3.derece sit alanı içerisinde kaldığının kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece çekişmeli taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı … yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Bozma kararı uyarınca taşınmaz başında keşif yapılmasına rağmen, taşınmazın sit haritasındaki yeri denetime elverişli olarak gösterilmediği gibi keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları da çelişkilidir. Fen bilirkişisinin raporunda taşınmazın 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığı belirtilmesine karşın, arkeolog bilirkişi raporunda taşınmazın 3. derece doğal sit alanı sınırları içinde kaldığı belirtilmiş, hükümde mahkemece verilen şerhte de sit alanının niteliği belirtilmemiştir. O halde mahkemece doğru sonuca ulaşabilmek için taşınmaz başında 2 arkeolog ve bir fen bilirkişisinden oluşan kurul aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, sit haritaları kadastro paftası ile çakıştırılmalı, sit haritası örnekleri dosyaya konulmalı, bilirkişilerden çekişmeli taşınmazın sit alanı içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi nitelikteki sit alanı içinde kaldığına dair rapor alınmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı konusunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeli, bilirkişi ve tanıkların sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, sonuca göre yeniden hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece az yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de kararda tapu kütüğünün beyanlar hanesine verilen şerhle ilgili olarak sit alanının niteliğinin belirtilmemiş olması ile taşınmaz üzerindeki muhdesatların kim tarafından ne zaman meydana getirildiğinin araştırılmamış olması gerektiği takdirde muhdesatların kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmemesi de isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.