YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1802
KARAR NO : 2010/4139
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 128 ada 82, 134 ada 50, 117 ve 120 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 15.610,87 m2, 23.848,93 m2, 19.185,82 m2 ve 9.958,09 m2 yüzölçümlerindeki taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek tarla niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, … ve … miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek davanın kabulüne, dava konusu 128 ada 82, 134 ada 117 ve 120 parsel sayılı taşınmazların paylı olarak davacı … ve …, 134 ada 50 parsel sayılı taşınmaz ise davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 134 ada 50 ve 117 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde zilyet davacı …, … ve … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 134 ada 50 ve 117 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2- Davalı hazinenin dava konusu 128 ada 82 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, dava konusu 128 ada 82 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı, taşınmaz
üzerinde tescile karar verilen zilyet davacı … ve … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu taşınmaza komşu 128 ada 34 sayılı mera parseli olduğu halde yöntemine uygun mera araştırması yapılmamıştır. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 128 ada 82 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde toplanmıştır. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi yada taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, belirtmelik ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit tutanağı bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi, belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazın toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazın tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile dava konusu 128 ada 82 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün BOZULMASINA,
3- Davalı hazinenin dava konusu 134 ada 120 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, dava konusu 134 ada 120 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tescile karar verilen zilyet davacı … ve … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç da dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen 12.9.2008 havale tarihli raporda, dava konusu 134 ada 120 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün çok taşlı, tarıma elverişli olmadığı belirtilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece çok taşlı, tarıma elverişli olmayan bölümün uzman bilirkişiye raporunda işaret ettirilip yüzölçümü belirlenerek davalı hazine adına, geri kalan bölümün ise davacı taraf adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken soyut içerikli yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişilerin beyanlarına itibar edilerek dava konusu 134 ada 120 parsel sayılı taşınmazın tamamının davacı taraf adına tapuya tescili şeklinde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile dava konusu 134 ada 120 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün BOZULMASINA, 28.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.