Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/3354 E. 2010/6480 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3354
KARAR NO : 2010/6480
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
İZSU Genel Müdürlüğünce yayımlanan ve tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Tarifeler Yönetmeliği’nin 13/2.b.maddesi hükmünde, su abonesi olmayan fakat kanalizasyondan yararlanan konut, işyeri ve sanayi işletmelerinin su tüketip kirleteceklerinden, işyerinde çalışan insan sayısı ve işyerinin özelliklerine göre hesaplanacak miktarda su tüketecekleri varsayılarak atık su bedeli tahakkuku yapılacağı açıklanmıştır.
Ayrıca, HUMK 275. maddesi hükmüne göre, ancak çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasına karar verilebilir. Seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur.
Bunun yanında İcra İflas Kanunu’nun 67.maddesi hükmüne göre itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafın haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp alacağın da likit ve muayyen, bir başka deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarında hükmedilecek miktarın belirlenmesi B.K.’nun 42.maddesi hükmüne göre hakimin takdirinde olduğundan öğreti ve uygulamada bu tür alacakların likit ve muayyen olmadığı kabul edilmektedir. .
Somut olaya gelince; davacı idare, davalının faaliyette bulunduğu işyeri adresinde atık su abonesi olmaksızın kaçak kuyu suyu kullandığını, tahakkuk ettirilen atık su bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini öne sürmüştür. Davalı takibe itirazında zamanaşımı def’inde bulunmuş ancak bu hususta mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş, yargılama sırasında bilgisine başvurulan hukukçu bilirkişinin raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Davalı tarafın zamanaşımı def’inin yerinde görülmesi halinde davanın esasına girilmesine gerek kalmayacağından mahkemece öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu savunma konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği, zamanaşımı definin reddine karar verilmesi halinde ise rapor düzenleyen bilirkişinin, davanın konusunu oluşturan kaçak atık su bedeli hesabı konusunda uzman olmadığı ve kaçak atık su bedelinin yukarıda açıklanan yönetmeliğin 13/2/b. maddesi hükmünde açıklanan yönteme göre, keşif yapılarak ve gerekirse davalının işyerinin ticari defterleri de incelenerek kaçak su kullanan birimin türüne, niteliklerine, çalışan kişi sayısına göre belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, mahkemece öncelikle zamanaşımı def’inin ön sorun yapılarak bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmeli, zamanaşımı def’in yerinde olmadığının belirlenmesi halinde ise mahkemece taraflarca sunulan tüm deliller toplandıktan sonra dava dosyasının kaçak atık su kullanımı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişi eşliğinde davalıya ait işyerinde keşif yapılarak işyerinin tutanak tarihindeki büyüklüğü, kaçak su kullanan birimin türü, nitelikleri ve çalışan kişi sayısına göre gerekirse davalının defter ve belgeleri de incelenmek suretiyle duraksamasız saptanmalı, daha sonra uzman bilirkişiden yönetmelikteki esaslar da değerlendirilerek kaçak kullanım olup olmadığı var ise alacağın miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı ve sonucuna uygun karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile konusunda uzman olmayan bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi dahi isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 292,90 TL temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 09.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.