YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3865
KARAR NO : 2010/6637
KARAR TARİHİ : 23.11.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan … ve … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Muhtesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiği açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur.
Dosya içeriğindeki tapu kayıtlarından dava konusu muhdesatların üzerinde yer aldığı 645 parsel sayılı taşınmazda taraflar dışında ….,’in de paydaş bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasının aslı veya onaylı örneği getirtilmediğinden tapuda kayıt maliki olarak gözüken ve davada taraf olarak yer almayan adı geçen paydaşın ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında davaya konu muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu kabul edip etmediği anlaşılamamaktadır.
Öte yandan 645 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerinden ve diğer taşınmazlarda da mirasçı olarak paydaş olan davalı …’ın vesayet altında olduğu nedeniyle dava dilekçesinin vasisi olduğu belirtilen Necmettin Taşkın’a tebliğ edildiği, yargılama sırasında da adı geçen vasinin
davalı sıfatı ile beyanının alındığı, ancak …’ın karar başlığında davalı olarak gösterilip, aleyhindeki hükmün de adına tebliğe çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Hakkında kısıtlama kararı verilen kişiler hakkındaki davanın yasal temsilcisi olan vasilerine yöneltileceği, yargılama sonunda verilecek kararın da vasisine tebliğ edileceği kuşkusuzdur. Ne var ki kısıtlama kararı dosyaya sunulmadığından adı geçen davalının gerçekten vesayet altına alınıp alınmadığı bilinememektedir.
Hal böyle olunca davada taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belli değildir. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, öncelikle davalı …’ın vesayet altında olup olmadığı yerleşim yerindeki vesayet dairesinden sorularak hakkında kısıtlama kararı var ise dosya içerisine alınmalı, daha sonra ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyası getirtilmeli, taraflar dışındaki tapu paydaşlarının ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında dava konusu muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu açık bir biçimde kabul edip etmedikleri duraksamasız belirlenmeli, muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen başka paydaşlar bulunuyorsa bunların, ölmüş iseler mirasçılarının davada taraf olmalarının zorunlu olduğu düşünülerek davada taraf olarak yer almaları sağlanmalı, yargılamaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmeli, davalı … hakkında kısıtlama kararı bulunduğu takdirde karar başlığında adı geçen davalının vesayet altında bulunduğu belirtilerek hüküm vasisine tebliğ edilmelidir.
Mahkemece taraf koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda isimleri geçen davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen harçların istek halinde ilgililerine iadesine, 23.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.