Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/4262 E. 2011/4799 K. 11.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4262
KARAR NO : 2011/4799
KARAR TARİHİ : 11.07.2011

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … mirasçısı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 227 ada 13, 14, 147, 158, 159 ve 167, 202 ada 1, 2, 3, 4, 5 ve 60, 111 ada 1, 64, 101 ve 102, 113 ada 42 ve 152 ada 8 parsel sayılı sırasıyla 25423 m2, 14642 m2, 8616 m2, 14451 m2, 15349 m2, 43997, 14583 m2, 32562 m2, 7791 m2, 21675 m2, 18479 m2, 3910 m2, 10514 m2, 24750 m2, 14930 m2, 45684 m2, 15530 m2 ve 9780 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan sözedilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan davada, davacı … satın almaya, vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar Hazine ve diğerlerini hasım göstererek tespit öncesi açtığı tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 111 ada 1, 101, 202 ada 5, 60, 227 ada 13, 147 ve 159 parsel sayılı taşınmazların davacı … mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 202 ada 1, 2, 3 ve 4, 111 ada 64 ve 102, 113 ada 42, 152 ada 8, 227 ada 14,158 ve 167 parsel sayılı taşınmazların ise davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün redde ilişkin bölümü davacı … mirasçısı …, kabule ilişkin bölümü ise davalı Hazine tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu 202 ada 1, 2, 3 ve 4, 111 ada 64 ve 102, 113 ada 42, 152 ada 8, 227 ada 14, 158 ve 167 parsel sayılı taşınmazların ise tespitte esas alınan ve
Hazine üzerinde kayıtlı bulunan tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle bu parseller hakkındaki davanın reddine, 111 ada 1 ve 101, 202 ada 5 ve 60, 227 ada 13, 147 ve 159 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının bir yönü mera okuduğundan usulüne uygun mera araştırması yapılması zorunludur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden sorulması, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın 4342 sayılı Yasa uyarınca, Mülki Amirlikten sorulup saptanmak suretiyle yapılması zorunludur.
Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kuşkusuz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar ile 4342 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir.
0 halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının kadastro çalışmaları sırasında revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilerek dosya içerisine alınmalı, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazların öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde belirtmelik tutanağı bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız şekilde giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazların bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazlara ait tutanak örneği ve dayanağı belgeler getirtilmeli, dava konusu taşınmazlar ile toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının değişken sınırlı olduğu ve miktarı ile geçerli olduğu dikkate alınarak yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalarda dikkate alınarak özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye,
bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, tespit gününde zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46. maddeleri hükümlerinde taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı … ile davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 11.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.