Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/6380 E. 2011/4950 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6380
KARAR NO : 2011/4950
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 111 ada 151 parsel sayılı 4498.32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın mera niteliğiyle sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul hükümlerine uygun değildir.
HUMK.nun 73. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kuralına göre, hakim tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez. Bu nedenledir ki, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu kanunun uygulanmasını göstermek üzere çıkarılan Tebligat Tüzüğü tamamen şekli ve emredici hükümler içermektedir. Tebligatın usulüne uygun biçimde yapıldığı ve tarihi ancak tebliğ belgesi ile kanıtlanabilir. Geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için anılan kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanması ve uygulandığının tebliğ tutanağında belgelendirilmesi zorunludur. Tebligatın kanun ve tüzükte belirtilen usule aykırı olarak yapılması halinde aynı Kanunun 32. maddesi hükmüne göre muhatabın öğrendiği tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince mahallinde yapılan keşifte beyanına başvurulan tespit bilirkişisi davalı …’ın 15 yıldan bu yana Ankara’da ikamet ettiğini bildirmiş, hükümde başlangıçta davalıya tebliğ edilememiş daha sonra Ankara’daki adresine tebliğ edilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece dava dilekçesi ve ilk duruşma oturum gününün köydeki adrese tebliği usulüne uygun yapılmış bir tebliğ değildir. Bu şekilde yapılan tebligatın kanun ve tüzüğe uygun olduğundan, bir başka deyişle taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Öte yandan davalı yargılamanın hiçbir oturumuna katılmamıştır. Savunma hakkı kısıtlanarak hüküm verilemez.
O halde, mahkemece öncelikle davalı tarafa dava dilekçesi ve duruşma oturum günü usulüne uygun olarak tebliğ edilmeli, temyiz dilekçesi içeriğindeki savunmaları da dikkate alınarak davaya karşı diyecekleri, varsa delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Mahkemece, ilk duruşma oturum günü ve dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu, davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 91.05 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 14.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.