YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6534
KARAR NO : 2011/4918
KARAR TARİHİ : 13.07.2011
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmaz yüzölçümü açık bırakılmak suretiyle mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı … dava konusu taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında özetle, “dava konusu taşınmazın mera niteliği ile tespit gördüğü dikkate alındığında mahkemece tahsisli ve kadim mera araştırmasının yapılmadığı, davacının tutunduğu vergi kaydının yerine uygulanmadığı, dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün belirlenmediği, davaya konu olmayan 467 ada 30 parsel sayılı taşınmaz hakkında kesin hüküm oluşturacak şekilde tescil hükmü kurulmasının isabetsiz olduğu” hususlarına değinilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonununda, davanın reddine, uzman bilirkişi …., tarafından düzenlenen rapor ve haritada 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile işaretli 19.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün mera niteliği ile sınırlandırılmasına, davalılar …., mirasçıları aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …’nın temyizi dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 19.000 m2 yüzölçümündeki bölümüne yöneliktir.
Dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile işaretli 19.000 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı
tarafın tutunduğu 16.04.1963 tarih 39 nolu vergi kaydı kapsamında kaldığı ve davacı tarafından tarla niteliği ile zilyet edildiği belirlenmiş ise de davaya konu taşınmaz bölümüne komşu ve davacının babası adına tespit gören dava dışı 467 ada 30 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 1937 tarih 3371 sayılı vergi kaydının dava konusu taşınmaz bölümünü mera olarak okuduğu dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın 1937 yılından sonra geleneksel biçimde kullanıla gelen kamu malı meradan kazanıldığı, meralar üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinmenin hukuken mümkün olmadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, kadastro hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü belirlenmeden tespitinin yapıldığı, bozma ilamında da yüzölçümünün belirlenerek hüküm kurulması zorunluluğuna değinildiği halde bozma ilamı gereği gibi yerine getirilmemiş, taşınmazın tamamının yüzölçümü belirlenmeden yalnızca davaya konu edilen (A) harfi ile gösterilen 19.000 m2 yüzölçümündeki bölümü hakkında sınırlandırılmasına karar verilerek infazda tereddüt yaratıldığı gibi, dava konusu olmadığı halde dosya arasına getirtilen 467 ada 30 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak aslı ve eki belgelerinin kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine dahi karar verilmemiştir.
O halde, uzman bilirkişi….,’den dava konusu 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın tamamının yüzölçümünün ne kadar olduğu konusunda ek rapor alınmalı, hüküm yerinde 467 ada 28 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümüde belirtilerek tamamının mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, dava konusu olmayan 467 ada 30 parsel sayılı taşınmaza ait dosyada bulanan tutanak aslı ve eki belgelerin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine 13.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.