YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6629
KARAR NO : 2010/6288
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 20, 25, 33, 50, 58, 79, 81 parsel sayılı sırasıyla 2.299,81 m², 1.011,92 m², 1.566,05 m², 2.539,70 m², 3.580,66 m², 3.832,90 m² ve 1.779,66 m² yüzölçümlerindeki taşınmazlar ölü … adına, 103 ada 112 parsel sayılı 5.589,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz ölü … ve …., adına 1/2’şer pay ile miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kayıtlarına dayanarak ölü … adına tespit edilen dava konusu 103 ada 20, 25, 33, 50, 58, 79, 81 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 103 ada 112 parseldeki 1/2’şer payına yönelik dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı hazinenin tutunduğu 15.09.1961 tarih 22, 23, 25, 26, 27, 28 ve 33 sayılı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada da kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
Ayrıca mahkemece, davacı hazinenin aynı tapu kayıtlarına dayanarak 103 ada 1, 10, 22, 69, 72, 74, 82, 101, 102 ve 111 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili açtığı davanın derdest olduğu anlaşılmakta olup (Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 23.3.2010 tarih ve 2010/1449-2456 E.K. sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılan Dargeçit Kadastro Mahkemesinin 1.4.2008 tarih ve 2004/3-2008/24 E.K. sayılı dosyası) birleştirilme hususu düşünülmemiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu 15.09.1961 tarih 22, 23, 25, 26, 27, 28 ve 33 sayılı tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları Midyat ve Dargeçit Tapu Sicil Müdürlüklerinden getirtilmeli, tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Midyat ve Dargeçit Tapu Sicil Müdürlükleri ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmelidir.
Bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, davacı hazinenin aynı tapu kayıtlarına dayanarak 103 ada 1, 10, 22, 69, 72, 74, 82, 101, 102 ve 111 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili derdest dava dosyası ile birleştirilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde de durulmalı, bu hususun dayanılan kayıtların kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalıdır. Daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulmalı, tapu kayıtların dayanağı haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalıdır. Kuşkusuz tapu kayıtları haritaya dayanmıyor ya da yerine uygulanmıyor ise kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmelidir. Bu yolla dava konusu 103 ada 20, 25, 33, 50, 58, 79, 81 ve 112 parsel sayılı taşınmazların davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.