Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/11171 E. 2014/19896 K. 31.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11171
KARAR NO : 2014/19896
KARAR TARİHİ : 31.10.2014

Mahkemesi : Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 14/01/2014
Numarası : 2012/686-2014/38

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı şirkette 2009 yılı Eylül ayından 2012 Mart ayı sonuna kadar çalıştığını, çalışmasının aralıksız sürdüğünü, fakat sigorta girişinin Kasım 2009 olarak tescil edildiğini, iş akdinin hiçbir bildirim yapılmaksızın kötü niyetle sonlandırıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, haksız fesih tazminatı, yıllık izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının haksız yere işten çıkarıldığı iddiasının doğru olmadığını, izin dönüşü göreve başlaması gerekirken işe başlamadığını, kendisinin işe gelmek istemediğini telefonda beyan ettiğini, bu duruma ilişkin tutanakların dosyada mevcut olduğunu, 16/06/2012 tarihinde tekrar arandığında ise kendisinin Antakya Özel Akademi Hastanesinde işe başladığını ve davalı şirkette çalışmayacağını beyan ettiğini, davacının 16/06/2012 tarihinde davalı şirkete verdiği dilekçesi ile özel nedenlerle istifa ettiğini beyan ettiğini, işyerini terk eden ve istifa ederek ayrılan davacının ihbar ve kıdem tazminatı talebenin hukuka aykırı olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafın davacının üç gün işe gelmediğine dair tutanağı ve davacının istifa dilekçesini dosyaya ibraz ettiği, davacı tarafın buna itiraz etmediği, ayrıca iş sözleşmesi son bulmadan bir başka hastanede çalıştığını kabul ettiği, tüm bunlarla davacının iş sözleşmesini derhal fesih hakkını kullandığına dair iddia ve delil de ibraz etmediğinden davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabul edildiği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar ile kötü niyet tazminatı taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının yıllık izin alacağı hüküm altına alınmış diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı iş akdinin 2012 Mart ayında feshedildiğini ileri sürmüştür. Davalı ise davacının izin dönüşü 14-15-16/06/2012 tarihlerinde işe gelmediğini, davacının 16/06/2012 tarihli istifa dilekçesi ile iş akdini feshettiğini savunmuştur. Davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacının ücretsiz izne gönderildiğine dair işveren yazısında davacının 16.03.2012 tarihinden 13.06.2012 tarihine kadar 90 gün süreyle ücretsiz izne gönderildiği belirtilmektedir. Davacı tanıkları davacının ücretsiz izne gönderildiğini, davalı işyerinde temizlik personelinin 3 ay ücretsiz izne gönderildiğini, ücretsiz izne gönderilen personelin izin süresi bitmeden işten çıkartıldığının bildirildiğini, davacının da bu şekilde iş akdinin feshedildiğini beyan etmişlerdir. Mahkemece öncelikle davacı isticvap edilerek 16.06.2012 tarihli istifa dilekçesi davacıya gösterilmeli, davacının istifa dilekçesine karşı beyanları alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda; davacı fazla mesai alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkeme karar gerekçesinde davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt düşmeksizin imzalanan ücret bordrosunda fazla mesai yapılmadığının görüldüğü, davacı tarafından dinletilen tanıkların davalıya karşı dava açtıkları ve davalıya karşı husumetli oldukları, bu nedenle davacı tanıklarına itibar edilmeyip davacının fazla mesai yapmadığının kabul edildiği gerekçesiyle fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Dosyaya sunulan ücret bordrolarında fazla mesai ücreti tahakkuku bulunmamaktadır. Davalı tarafça davacının çalışma saatlerini gösterir giriş çıkış kayıtları veya puantaj kayıtları da sunulmamıştır. Mahkemece davacı tanıklarının husumetli olması nedeniyle davacının fazla mesai ücretinin reddine karar verilmiş ise de davacı tanıklarından İ.. E..’ün talimatla ifadesinin alındığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkemece davacı tanığı İ.. E..’ün beyanlarının dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tanığı İ.. E..’ün davalıya karşı davası olduğuna dair iddia ve kayıt bulunmamaktadır. O halde davacı tanığı İ.. E..’ün beyanları dikkate alınarak davacının fazla mesai ücreti alacağının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 31/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.