Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/11648 E. 2014/19267 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11648
KARAR NO : 2014/19267
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız ve geçersiz nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin yeniden yapılanma nedeniyle geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davacının iş akdinin feshedildiği 2012  yılı itibariyle her ne kadar davalı tarafça ilaç fiyatlarının düşmesi ve kârların azalması şeklindeki iktisadi daralmanın oluşturduğu personel fazlalığının personel çıkışına neden olduğu savunulmuş ise de; 2012 yılında 26 ülkede ticari faaliyette bulunulduğu, 2012   yılında agresif bir satın alma politikasının izlendiği ve bu bağlamda yurt dışında dört şirket satın alınarak üretim ve pazarlama faaliyetleri içerisine dahil edildiği ve ayrıca bir şirketle de birleşme yoluna gidildiği, … çalışmaları maksimum noktaya çıktığı gibi onkoloji gibi yeni alanlara da girilerek faaliyete başlandığı, yeni ürünlerin piyasaya sürüldüğü, gerek ilaç kutusu satışında ve gerekse pazar payında bir önceki yıla göre artış sağlandığı, davalı şirketin iktisadi ve mali durumunun kötüye gittiğine ilişkin başkaca bir belge yada veri de ibraz edilemediği, bu durumda şirketin ekonomik durumu gereği işçi çıkışını gerektirir bir durumun olmadığı, aksine davalı şirketin 2012 yılı itibariyle gerek yatırım ve gerekse satış yönünden büyümeye gittiği ve yeni yatırım ve ortaklıkların ve birleşmelerin eleman ihtiyacını artırdığı yada en kötümser ihtimalle muhafazasını zorunlu kıldığı; davacıya 2012 yılı itibariyle davalı işverenlikçe verilen sicilin çok olumlu ve keza hizmet süresi boyunca aksine bir durumun olduğu da iddia ve ispat edilemediği, yine başarılı ve deneyimli bir personel olduğu anlaşılan davacının hizmet akdinin feshinde, feshin son çare olması ilkesine riayet edilmediği,  davalı şirketin personel çıkarmasını gerektirecek nitelikte ekonomik bir küçülme içerisinde olmadığı, aksine personel gerektirir tarzda yeni yatırımların ve şirket birleşmelerinin söz konusu olduğu, yeni ürünlerin piyasaya sunulduğu, özel şirketten isteğe bağlı görüş alınması ve norm kadro uygulaması önerilmesi gibi nedenlerin esası etkilemeyeceği, davacının iş akdinin feshinde geçerli bir nedenin bulunmadığı; yine yaklaşık 14 yıl kıdeme sahip olup idareci konumda bulunan davacıya şirketin yeni ürünler ve birleşmelerle genişlediği de dikkate alındığında uygun bir görev önerilmesinin mümkün olabileceği, gerektiğinde bir eğitim çalışmasını takiben uygun bir pozisyonun bulunabileceği mümkün iken bu konuda gereken çabanın gösterildiğine ilişkin yeterli bir ispatın söz konusu olmadığı, sonuç olarak; iş sözleşmesi fesih bildiriminde “işletme ve iş yeri gerekleri ” olarak belirtilen sebebin; soyut, genel ifadeler içerdiği, feshin geçerli bir nedene dayandığını ispatlamayadığı; bu itibarla da geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davalı iş veren tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 6 aylık brüt ücreti tutarında belirlenmesine, ve çalıştırılmadığı süre için en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece feshin geçersizliğine,davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, mahkemece feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işçinin başvurusu üzerine işveren tarafından bir ay içinde işe başlatılmaz ise, işçiye ödenmek üzere en az 4, en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminatın belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereği, iş güvencesi niteliğindeki bu tazminat işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmelidir. Maddenin alt ve üst sınırları aşılamaz. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İlişkiler Kanunu kapsamındaki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir. Dairemiz yıllık ücretli izinle ilgili 53. maddedeki kıdem sürelerini dikkate alarak 6 ay ile 5 yıl arasında kıdemi olan işçi için 4, 5 yıl ile 15 yıl arasında kıdemi olan işçi için 5, 15 yıldan fazla kıdemi olan işçi için 6 aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatın belirlenmesini öngörmekte, fesih sebebine göre bu miktarlarda azami sınır 8 aya kadar da çıkmaktadır.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının 6 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih nedenine ve davacının kıdeminin on beş yılın altında olmasına göre davacının 5 aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşeceğinden davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Belirtilen nedenlerle, davalının tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkin temyiz itirazının kabulü ve işe başlatmama tazminatının üst sınırdan belirlenmesini gerektirecek bir olgu da tespit edilemediğinden davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin beş (5) aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört (4) aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Alınması gereken 25.20 TL harçtan peşin alınan 24.30 TL harcın tenzili ile bakiye 0.90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 381.15 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Yatırılan gider ve delil avansından artan miktarın ilgililere iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.