YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13774
KARAR NO : 2014/21063
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
Mahkemesi : Bursa 7. İş Mahkemesi
Tarihi : 20/03/2014
Numarası : 2012/1136-2014/165
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekili, müvekkilinin 2007 yılının Haziran ayında işçi olarak davalı işyerinde çalışmaya başladığını, 2012 yılı Nisan ayında şirket yöneticisi tarafından diğer işçilerin yanında davacıya hakaret edip “s……..t, seni bir daha burada görmeyeceğim yoksa mahvederim seni beyinsiz, gerizekalı” diyerek iş akdini haksız ve bildirimsiz olarak feshettiğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, manevi tazminat, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacının 19.10.2007-18.04.2012 tarihlerinde işçi olarak çalıştığını, iş akdini davacının kendisinin sona erdirdiğini, bununla ilgili ayrılmak istediğine dair dilekçesi ve hiç bir hak alacağın bulunmadığına dair ibranamesinin mevcut olduğunu, bordrolarda davacının imzasının bulunduğunu, fazla çalışma dahil yıllık izin ve tüm ücretlerinin ödendiğini ve hiç bir alacağının bulunmadığını, davacı tarafça isnat edilen küfür ve benzeri sözlerin söylenmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının istifa dilekçesinin matbu olduğu gerekçesi ile iş sözleşmesinin işveren tarafça haksız feshedildiği belirtilerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24’üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17’nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna varılmalıdır.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Somut olayda davacı, sözleşmesinin şirket yöneticisi tarafından diğer işçilerin yanında davacıya hakaret edilerek haksız ve bildirimsiz feshedildiğini iddia etmiş ,davalı ise davacının istifa ettiğini belirterek dosyaya istifa dilekçesini sunmuştur. Davacı tanıklarından N.. B.. makinelerin gürültüsünden tam olarak ne söylendiğini anlayamadığını, davalı tanıklarından T.. K.. aradaki mesafe ve aralarında camekan olması nedeniyle konuştuklarını duymadığını beyan etmişler, davacı tanığı E.. B.. davacının işyerindeki bir tartışmadan sonra iş akdine son verdiğini davacının eşinden duyduğunu beyan etmiş, davalı tanığı M.. G.. patronun davacıya neden işi bıraktığını sorduğunu, davacının da “ben bu kadar yapabiliyorum, fazlasını yapamam, kendim ayrılıyorum’’ dediğini, patronun da bir şey demediğini, istifa dilekçesinin davacı tarafından yazılıp imzalandığını, baskı zorlama olmadığını beyan etmiştir.
Tüm bu beyanlar değerlendirildiğinde yapılacak iş davacı isticvap edilerek istifa dilekçesiyle ilgili beyanı sorularak bu beyan ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek iş akdinin davacı mı, davalı mı tarafından feshedildiği ve feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığı belirlenerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, fazla alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 18.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.