Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/13874 E. 2014/21133 K. 18.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13874
KARAR NO : 2014/21133
KARAR TARİHİ : 18.11.2014

Mahkemesi : Manavgat İş Mahkemesi
Tarihi : 18/02/2014
Numarası : 2013/560-2014/88

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili davacının davalı işyerinde çalışırken istifa ederek işten ayrıldığını, 01/06/2006 tarihinde ödenmeyen ücret alacağı için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini, davalının başka bir yerden alacağını alamamasını bahane ederek davacıya ücretini ödemediğini iddia ederek haksız itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar 9.Hukuk Dairesi’nin 14/06/2012 tarihli ilamı ile “..Somut olayda, davacı davalı otelde genel müdür olarak çalıştığını, yüksek bir miktardaki konaklama ücretinin aracı seyahat acentesinden tahsil edilememesinden davalının kendini sorumlu tuttuğunu, bu nedenle 21.03.2006 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, kalan alacağı için 01.06.2006 tarihinde davalı yetkilisi ile aralarında tutanak tutulduğunu ileri sürmüştür. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının çalıştığı 6 aylık sürenin ücret karşılığının 12.774.98–TL olup bu rakamın iş sözleşmesinin feshinden sonra düzenlenen ve hiçbir ihtirazi kayıt içermeyen ibraname karşılığı ödendiği, davacının da genel müdür olup ibranameyi irade fesadı altında imzaladığını iddia ve ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Bu ibraname ile aynı tarihte düzenlenen tutanakta da ibranameye ilişkin bir ihtirazi kayıt olmayıp, ücrete ilişkin atıfta da bulunulmadığı açıkça ortadadır. Bu nedenle mahkemenin davacının 12.774.98 TL ücretinin ödenmediğine ilişkin kabulü isabetli değildir.

Davaya konu icra takibinin dayanağı 01.06.2006 tarihli tutanak başlıklı belge ücret dışında bir alacağı ilişkin olup, bu tutanakta belirtilen alacağın niteliği tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla davacının ücret alacağının kabul edilerek takibe esas 01.06.2006 tarihli tutanak içeriğinde belirlenen 10.000 TL’nin dayanağı ve içeriği saptanıp, belirlenecek hukuki duruma göre karar verilmesi gerekirken bu 10.000 TL’nin ücret olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma kararına uyan Mahkeme özetle davacının imzaladığı ihtirazı kayıtsız ibraname ile ücret alacağını aldığını kabul ettiği, ibranamenin irade fesadı altında alındığının iddia ve ispat edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş, bu kararın da davacı vekilinde temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.05.2013 tarihli ilamı ile “…Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiş ise de, bozma sonrası yapılan yargılamada yapılan araştırma yeterli değildir. Bozmaya uymakla Mahkeme için bozma ilamının gereklerini yerine getirme yükümlülüğü doğar. Yukarıda özetlenen bozma ilamında icra takibinin dayanağı olan 01/06/2006 tarihli tutanağın ücret alacağına ilişkin olmadığı belirtilerek bu tutanağa dayanan alacağın niteliğinin saptanması gereğine işaret edilmiştir. Ancak mahkeme bozma ilamı doğrultusunda icra takibinin dayandığı tutanağın ilişkin olduğu alacağın niteliği araştırmamış, bu hususta inceleme yapılmamıştır. Hükmüne uyulan bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği söylenemez. “ gerekçesi ile yeniden bozulmuştur.
Mahkemece bu bozma kararına da uyulmasına karar verilmiş davacının beyanını aldıktan sonra davacının mahkemeye 10.000,00 TL’lik borca ilişkin yazılı delil başlangıcı dahi sayılamayacak nitelikteki ajanda sayfa fotokopilerini sunarak aylık ücretinin aslında 6.000,00 TL olduğu ve davaya konu 10.000,00 TL’lik alacağın ücret alacağı olduğunu iddia ettiği, davacı tarafın daha önce BÇM’ye verdiği dilekçede aylık ücretin 3.000,00 TL olduğunu belirtmiş olduğu, yani aylık ücretin 6.000,00 TL olduğu yönünde hiçbir beyan ve iddianın bulunmadığı, davacı vekilinin de başından bu yana ve hatta en son Yargıtay’a gönderilmek üzere sunulan temyiz dilekçesinde dahi 10.000,00 TL lik alacağın ücret alacağı olmadığı aksine başarı primi olduğunu iddia etmesine karşın bizzat davacının bu alacağın ücret alacağı olduğunu iddia ettiği, hal böyle olunca Yargıtay’ın 10.000,00 TL’lik alacağın ücret alacağı olmadığı tespitinin bizzat davacı tarafça inkar edildiği ve böylece taraflar arasındaki 10.000,00 TL’lik alacağın ücret alacağı olduğunun davacının beyanını destekleyen tanık beyanlarıyla da sabit olduğu, ücret alacaklarının da ibraname ile sona erdirildiği gerekçesi ile davanın yeniden reddine karar verilmiştir.

Davacı dava konusu ettiği 10.000,00 TL tutarındaki alacağın Mango isimli şirketin davalı şirkete olan 14.198,00 TL tutarındaki borcunun ödenmesine bağlı olarak ödenmesi kararlaştırılan alacak olduğunu iddia etmiştir. İcra takibinin dayanağını oluşturan 01.06.2006 tarihli tutanakta da davalı şiketin Mango Turizm Acentesinden alınması gereken 14.198,00 TL’sının tahsil edilmesini müteakip davacıya 10.000,00 TL ödeme yapılacağı yazılı olup davacı ve davalı şirket temsilcisi Adem Tuluk’un imzasını taşımaktadır. Bu itibarla davalı şirketin ilgili döneme ait ticari defter ve kayıtları uzman bilirkişiye incelettirilerek davalı şirketin dava dışı Mango isimli şirketten olan 14.198,00 TL tutarındaki alacağını tahsil edip etmediği, başka bir anlatımla dava konusu alacağın ödenmesi şartının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
O halde davacı tarafın bu yöne ilişkin temyiz itirazı kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan karanın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.