Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/1397 E. 2014/4503 K. 25.02.2014 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 15:29


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1397
KARAR NO : 2014/4503
KARAR TARİHİ : 25.02.2014


Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonuca mahkemece verilen direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı Kanun'un 40.maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun Geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda “...temziye konu belgenin yerel mahkemede yargılama aşamasında sunulmaması,yapılan yargılamanın ceza yargılaması olmaması,hukuk davasında mahkemenin taraflarca 6100 sayılı yasa gereğince verilen süreler içerisinde sunulan belgelere göre karar vereceği,temiz aşamasında sunulan belgelenin incelenmesi hükmü kabul edilerse 6100 sayılı yasadaki sürelerin anlamının olmayacağı,temyiz aşamasında sunulan belgenin değerlendirilmesi uygulaması kabul edildiğinde hiçbir yargılamanın zamanında ve süratli bitirilemiyeceği,davacının hakkı olana geç kavuşacağı,davalı tarafça bu hususun kötüye kullanılacağı” gerekçesiyle bozma ilamına uyulmayarak önceki kararda direnilmiştir.
Dairemizin “ ...Dava 20.10.2010 tarihinde açılmış olup o tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 188.maddesinde "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. (Prof.DR Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü 1990 cilt 1.s:900)
Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu kuşkusuzdur. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hakime verilmiş ödevlerden olması karşısında Yargıtay Dairesi, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını kendiliğinden gözetebilir.
Davanın hukuksal niteliği gereği davalı, temyiz aşamasında da borcu süküt ettiren bir belge vermiş ise, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Gerçekten de, yargılamada davayı inkar eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından da söz edilemeyecektir.
Sonuç itibariyle; yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle bir durumda, borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde, dava sonuçlanıp kesinleşmemiş ise, ibraz edilen ve borcu söndüren yazılı belgenin dikkate alınması gerekir.
Bu hukuki olgu ve tespitler karşısında somut olayda; davalı tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan yıllık izin belgelerinin davacıya sorularak değerlendirilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile verdiği bozma kararı nın usul ve yasaya uygun bulunmasına ve özellikle yerleşik uygulamanın da bu yönde olmasına göre direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 25/02/2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.