YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14185
KARAR NO : 2014/22241
KARAR TARİHİ : 09.12.2014
Mahkemesi : Antalya 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 20/12/2013
Numarası : 2011/611-2013/560
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında, ücretin ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı 2011 yılı Nisan ve Mayıs ayı ücretlerinin ödenmediğini, davalı ise 2011 yılı Nisan ayı ücretinin ödendiğini, 2011 yılı Mayıs ayı ücretinin ödenmediğini belirterek davacıya 04.05.2011 tarihinde 2011 Nisan ayı ücreti açıklamasıyla 675,00 TL ödeme yapıldığını gösteren Akbanka ait dekontu sunmuştur. Davacıya Nisan ayı ücret ödemesi olarak 675,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla bu belgenin değerlendirilmeden davacının Nisan ve Mayıs ayına ait ücret taleplerinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
3-Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E: 2006/19-295, K: 2006/341 sayılı içtihatında açıklandığı üzere, Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde takibe itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir.
İcra inkar tazminatına mahkemece karar verilebilmesi için, borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkında icra takibine itiraz ederek durduran ve takibin çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Mahkemece inkar tazminatına karar verilebilmesi için aranılan bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özellikleri değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında ücret miktarının tespiti hususunda ihtilaf vardır. Bu durumda dava konusu alacağın likit olabilmesi için tarafların alacak miktarı üzerinde bir anlaşmaya varmaları ya da alacağın gerçek miktarının bir mahkeme kararı ile tespit olunması gerekir. Bu sebeple takip konusu alacağın varlığı yargılama yapılmasını gerektirdiğinden ortada likit bir alacağın bulunduğundan söz edilemeyeceğine göre, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.