Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/14259 E. 2014/22243 K. 09.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14259
KARAR NO : 2014/22243
KARAR TARİHİ : 09.12.2014

Mahkemesi : Amasya İş Mahkemesi
Tarihi : 11/06/2014
Numarası : 2013/241-2014/340

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, resmi bayram tatil ücreti ile yıllık izin alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ve davacının yıllık izne hak kazanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanunun 54’üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17’nci maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27’nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir.
Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34’üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda; davacının çalışma süresine göre 2 yıllık kıdemine karşılık 28 gün yıllık izne hak kazanıldığı ve davalı işverenin yıllık izinlerin kullandırıldığına dair belge sunmadığı kabul edilerek, 28 gün üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda yıllık izin alacağının kabulüne karar verilmiştir. İşveren tarafça sunulan davacıya ait yıllık izin formu başlıklı belgelerde davacının 29.7.2012-7.8.2012 tarihleri ve 31.5.2012-5.6.2012 tarihleri arasında yıllık izin hakkını kullandığı görülmektedir. Söz konusu yıllık izin formlarında davacının da imzası bulunmakta, bu formlarda davacının 8.8.2012 ve 6.6.2012 tarihlerinde tekrar göreve başladığı yazmaktadır. Her ne kadar 4857 sayılı Yasanın 56. maddesinde 53. maddede öngörülen izin sürelerinin tarafların anlaşmaları ile bir bölümünün on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebileceği bildirilmiş ve 31.05.2012-05.06.2012 tarihleri arasındaki süre on günden az ise de davacı işçinin on günden daha az bir süre için yıllık izin kullanmayı talep edip daha sonra bu sürenin 10 günden az olduğu gerekçesiyle izinli olarak geçirilen bu sürenin yıllık izin süresinden sayılmaması yönündeki talebi Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olacağından bu sürenin de yıllık izinde geçmiş gibi kabul edilmesi gerekecektir. Bu hususlar gözetilmeden ve yıllık izin hakkının kullandırıldığını gösteren belgeler dikkate alınmadan hiç yıllık izin kullandırılmamış gibi hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla yıllık izin alacağının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.