YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18769
KARAR NO : 2015/13435
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
Mahkemesi : Düzce İş Mahkemesi
Tarihi : 06/05/2014
Numarası : 2013/602-2014/410
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekili, Düzce İş Mahkemesinin 2012/110 E. sayılı dosyasında verilen işe iade kararına rağmen işine iade edilmemesi üzerine alacaklarına ilişkin başlattıkları Düzce 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2912 sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, yapılan itirazın yerinde olmadığını bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 9.397.35 TL asıl alacak ve asıl alacağa işletilecek yasal faiz üzerinden takibin devamına ve asıl alacağın % 20’ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
İşçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında yargılama ve icra inkâr tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takiplerinde, borçlunun itirazı üzerine takip durur.
Alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkânlarından biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 inci maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir.
İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir.
Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 Yasanın 8 inci ve 28 inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Bir alacağın davanın açıldığı anda belirli mi belirsiz mi, tartışmalı mı tartışmasız mı olduğu konusunda yukarda belirtilen hükümlerden hareketle uygulamada bazı ölçütler getirilmiştir.
Bunların başında gelen en önemli kriter alacağın likit olup olmadığı ölçütüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu likit alacak kavramını açıklamıştır. Yargıtay’a göre; “Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir(HGK. 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E, 2010/397 K, HGK)”.
Görüldüğü gibi likit olma ölçütünde Yargıtay; “Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olmasını ya da belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olmasını aramaktadır. Kısaca davacının yalnız başına ne kadar alacaklı olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut olayda, davacının takibe koyduğu alacağa esas ücretin miktarı yargılama sonucu belirlendiğinden, alacak likit olmadığından %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
3-Kıdem ve ihbar tazminatına karşılık 28/05/2010 tarihinde yapılan 3.639,98 TL’lık ödeme takip sırasında mahsup edilmiş ise de davalı tarafça davacının 2009 yılına ait 7 gün ücretli izin kullandığı( 21/11/2009-04/12/2009 arası (Perşembe hafta tatili ve 4 gün bayram tatili ile) ve kalan 7 gün için de (27,66×8=) yıllık izin ücreti olan 221.28 TL yi nakten elden aldığına dair davacı tarafça imzalı bila tarihli belge sunulmuştur. Ödeme itirazı her zaman ileri sürülebilir nitelikte olduğundan davacıya belgedeki imza gösterilerek aidiyeti sorulmalı sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.