YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18907
KARAR NO : 2015/13166
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalı işyerinde işçi olarak çalışırken emekli olduğu, davalı Kurum’un 23.08.2011 tarihli borç belgesine göre ücret, ikramiye ve yıllık izin ücreti alacaklarını Zonguldak 3. İcra Müdürlüğünün 2011/447 sayılı takip dosyasında icraya koyduğunu, davalı-borçlu Belediyenin zamanaşımı iddiası ile 4.586,89 TL’sine ve 2005 yılı Ekim ve Kasım maaşına mahsuben takip tarihinden önce ödenen 2.017,71 TL toplam 6.604,00 TL için borca itiraz ettiğini, bu itirazın 4.586,89 TL’sinin Zonguldak 1. İş Mahkemesinin kesinleşen 2012/447 Esas sayılı kararı ile kaldırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, yapılan takipte faiz alacağı istenmediğinden sadece ücret alacağı yönünden faiz alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş akdinin emekli olması nedeniyle sona erdiğini, icra dosyasına tüm borçların ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile 5.167,07-TL ücret faiz alacağı ile 1.024,27-TL ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı aleyhine yapılan takipteki ödemelerin doğru mahsup edilip edilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İş sözleşmesinden doğan para borçlarının kısmi ifasında, mahsubun ne şekilde yapılacağı ile ilgili 4857 sayılı İş Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından, Borçlar Kanununun genel hükümleri kapsamında sorun çözümlenmektedir. İşçinin işverenden bir alacağının, örneğin sadece kıdem tazminatı alacağının bulunduğu durumlarda, kısmi ödeme nedeniyle mahsup işlemi Borçlar Kanununun 84 üncü maddesi çerçevesinde yapılacaktır. Dairemiz uygulamasına göre, temerrüde düşmüş olan işverenin yaptığı kısmi ödeme işçinin bu hususta beyanda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmelidir.
Borcun taksitle ödenmesi konusunda yapılan anlaşma aksi öngörülmemişse, kural olarak, işçinin faiz talebinden vazgeçtiğini kapsar. Ancak, bu sonuç işverenin taksit anlaşmasına uygun hareket etmesine bağlıdır. İşverenin taksitlerden birini zamanında ödememesi halinde, işçinin faizle ilgili feragati geçersiz hale gelir ve sadece ödenmeyen taksit için değil, tüm alacak için faiz talep hakkı doğacaktır. Bu durumda ödenmiş olan önceki taksitlerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubu gerekecektir. Kuşkusuz taksit sözleşmesinin işçinin serbest iradesi ile meydana gelmesi gerekir.
İşçinin birden fazla alacağının söz konusu olması halinde, yapılan kısmi ödemenin hangi alacağa ilişkin olduğu işveren tarafından ödeme sırasında belirtilmemiş ve işçi tarafından da bu husus makbuzda gösterilmemiş ise, mahsup işlemi Borçlar Kanununun 86 ncı maddesine göre yapılacaktır. İş Kanununda işçinin sözleşme ve kanundan doğan alacaklarının muacceliyet ve vade zamanları konusunda değişik hükümler öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununa göre ücret en geç ayda bir ödenir (m.32/5). İş hukuku mevzuatımızda Basın İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç, ücretin peşin ödeneceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle ücret, çalışılan ayı takip eden aybaşında muaccel hale gelmektedir. Fazla mesai, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin muacceliyet tarihleri normal aylık ücret gibidir. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti sözleşmenin feshi ile muaccel hale gelir.
1475 sayılı İş Kanununun 14 ve 4857 sayılı İş Kanunun 120 nci maddesi uyarınca, işveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Yukarıda belirtilen diğer tazminat ve alacaklar bakımından ise, tarafların sözleşme ile kararlaştırdıkları ödeme zamanı ya da işçi tarafından gönderilecek ihtarnamede belirtilen ödeme günü itibariyle işverenin temerrüdü gerçekleşir.
Buna göre örneğin, 5.000,00 TL ihbar tazminatı, 7.500,00 TL kıdem tazminatı, 2.500,00 TL ücret, 2.000,00 TL fazla mesai ve 500,00 TL yıllık izin ücreti alacağı olmak üzere takibe konu yapılmamış toplam 17.500,00 TL alacağı olan bir işçiye işveren tarafından yapılacak 15.000,00 TL lik bir kısmi ödeme, öncelikle muaccel olan normal aylık ücret ve fazla mesai alacağına ilişkin borçlarına mahsup edilmelidir. Kalan miktar ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti borcuna mahsup edilecektir. Anılan borçların muacceliyet tarihleri aynı olduğundan, temerrüt tarihi önce gerçekleşmiş olan borca yani kıdem tazminatına mahsup edilecektir. Kalan 3.000,00 TL lik ödemenin, ihbar ve izin ücreti borcuna mahsubu anılan borçların muacceliyet ve temerrüt tarihlerinin aynı olması nedeni ile miktarları ile orantılı olarak yapılacaktır. Kalan toplam borç 5.500 TL olup, ihbar tazminatının bu miktara oranı 5.000/5.500 = 10/11, izin ücretinin oranı 500/5.500 = 1/11 olmakla, 3.000 X 10/11 = 2.727 TL ihbar tazminatına, 3.000 X 1/11 = 273 TL izin alacağına mahsup edilecektir. Böylece işverenin 2.273,00 TL ihbar tazminatı, 227,00 TL izin ücreti olmak üzere toplam 2.500,00 TL borcu kalmış olacaktır.
Somut olayda, davacının emekli olması üzerine davalı borçlunun verdiği 23.08.2011 tarihli belgeye göre 2005/Ekim-Kasım maaş 1.632,56 TL, 2005/Kasım-Aralık maaş 1.222,12 TL, 2005/15-31 Aralık maaş 682,72 TL, 2006/1-14 Ocak maaş 947,80 TL, 2006/ Ocak-Şubat maaşı 1.438,58 TL, 2006/Şubat-Mart maaşı 1318,58 TL, 2007 ikramiye-1 302,18 TL, 2007 ikramiye-2 1.243,28 TL, 2007 ikramiye-3 1.133,60 TL, 2007 ikramiye-4 1.133,60 TL, 2008 ikramiye-1 1.297,79 TL, 2008/Mayıs maaş farkı 68,66 TL, 2008 ikramiye-2 1.344,63 TL, 2008/Haziran maaş farkı 150,54 TL, 2008 ikramiye-3 1.287,29 TL, 2008 ikramiye-4 1.282,83 TL, maaş 2009/Ocak-Şubat 736,87 TL, 2009 ikramiye-1 1.422,14 TL, 2009 ikramiye-2 1.388,43 TL, 2009 ikramiye-3 1.313,09 TL, Kasım mesai 417,34 TL, ikramiye-4 1.390,46 TL, 2010 1-14 Mart maaş farkı 41,79 TL, ikramıye-1 1.516,24 TL, ikramiye-2 1.480,24 TL, ikramiye-3 1.446,45 TL, ikramiye-4 1.464,76 TL, 2011 ikramiye-1 1.763,17 TL, ikramiye-2 1.667,90 TL, ve yıllık izin alacağı 1.935,86 Tl olmak Üzere toplam 33.833,14 TL’ nin faiz haklı saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsili için Zonguldak 3. İcra Müdürlüğünün 2011/447 sayılı takip dosyasında takip başlatmıştır.
Takibe, borçlu tarafından yapılan itirazın sadece zamanaşımı iddiası ile 4.586,89 TL’sine yönelik itiraz ..İş Mahkemesinin kesinleşen 2012/447 Esas sayılı kararı ile kaldırılmış; ancak 2005 Ekim ve Kasım maaşına mahsuben ödenen 2.017,71 TL’nin itirazın kaldırılması talep edilmemiştir. Bu nedenle alacak miktarı takip tarihi itibariyle 2005 Kasım maaşından 198,61 TL olarak başlamakta olup tutarı da 31.815,43 TL’dir. Bilirkişi tarafından başka bir işçiye ait dosya esas alınarak ücret ödeme itirazının da kaldırıldığı kabulü ile yaptığı hesaplama bu yönüyle hatalıdır.
Ayrıca, takip dosyasına borçlu tarafından 03.05.2012 tarihinde 11.963,25 TL, 05.06.2012 tarihinde 11.865,00 TL ve 27.06.2012 tarihinde 5.700,00 TL ödenmiştir. Dava 10.3.2014 tarihlidir. Dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler ise bilirkişi raporunda yer almıştır.
Bilirkişi tarafından davacının sadece ücret alacağı yönünden faiz talep etmiş olması nedeniyle 2005 Ekim maaşından itibaren ücret alacağı ana para ve faiz alacağı hesabı yapılmıştır. Ancak yapılan hesaplama mahsup ilkelerine aykırı olup hükme esas alınması imkansızdır.
Dosyada ilk ödemelerin muaacceliyet tarihlerine göre ücret ve ikramiye alacaklarına mahsup edileceği kalan paranın da yıllık izin ücretinden mahsubu gerekeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafından 11.05.2012 tarihinde yapılan 11.963,25 TL ödemenin muacceliyet tarihlerine göre, davalının yatırması gereken 1.186,60 TL harç toplamı ve 20,00 TL icra takip masrafları ve davacı vekili yararına 1.293,00 TL vekalet ücreti düşüldükten sonra, takip konusu yapılan 2005, 2006, 2007 alacaklarının tamamı ödenmiş olmaktadır. İkinci ödemeden de aynı yöntemle ödemelerin mahsubu ile davacının ödenmemiş ücret alacağı kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Bu yönüyle bilirkişi tarafından sanki ücret alacağına mahsuben hiç ödeme yapılmamış gibi yapılan hesaplama dosyaya uygun değildir. Yapılacak iş, açılan davada davacının sadece ücret alacağı yönünden faiz talep etmiş olduğu ve ödenen alacaklar yönünden faiz alacağının muacceliyet tarihinden ödeme tarihine kadar talep edilebileceği (alacaklar TİS’den doğduğu için ayrıca borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekmediğinden) hususu dikkate alınarak konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerekmektedir. Bu nedenle hükme esas alınmaya yeterlikte olmayan hatalı bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup karar bozulmalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.