Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2014/7941 E. 2014/21185 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7941
KARAR NO : 2014/21185
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

Mahkemesi : Zonguldak 2. İş Mahkemesi
Tarihi : 25/02/2014
Numarası : 2010/167-2014/50

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde iş akdinin feshedildiği 31/01/2010 tarihine kadar sigortalı olarak ve 1.250,00 TL aylık ücretle çalıştığını, işini özen ve dikkatle yerine getirdiği halde davalının bir süredir aylık ücretleri dahi ödemekte zorlandığını, parçalar halinde ödeme yaptığını, çalışma koşullarının iş mevzuatına aykırı olduğunu, çalışma süresinin günlük 12 saate vardığı halde fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin de kullandırılmadığını, 625,00 TL bakiye ücretinin ödenmediğini, iş akdinin yasal hiç bir gerekçe gösterilmeden feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının çalışmakta iken devamsızlık yaptığı tarihin öncesinde adının işyerinde yolsuzluğa karıştığını, işyerinde buna ilişkin soruşturma yapılmaya başlanması üzerine de 01/01/2010 tarihinden işten çıkışının verildiği tarihe kadar ardı ardına mazeretsiz olarak işe devam etmediğini, davacının 01/01/2010-07/01/2010 tarihleri arasında işine devam etmediğine ilişkin tutanaklar tutulduğunu, davacıya telefon edilerek işe gelmesi istenmiş ise de davacının işe gelmeyeceğini beyan etmesi üzerine buna ilişkin tutanak tutulduğunu, davacının 31/01/2010 tarihine kadar tüm çağrı ve uyarılara rağmen işe gelmemesi üzerine bu tarih itibariyle çıkışının verildiğini, anılan sebeplerle kendi isteği ile işyerinden ayrılan davacının ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin yerinde olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının davacının yaşanan yolsuzluk olayları sonrası işyerinden ayrılması nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulmadığını bildirdiği, işyerinden kömür alan bir kısım araçlara davacı ve bir başka işçi tarafından yüklenen kömür miktarlarının (menfaat temini ciheti ile işverenin rızası ve bilgisi dışında) olandan az gösterildiği, bu yolsuzluğun anlaşılması üzerine işverenlikçe soruşturma başlatılması üzerine davacının 02/01/2010 tarihinden itibaren işe gelmediği, herhangi bir mazeret de bildirmediği, yapılan sözlü çağrılardan da sonuç alınamaması üzerine işverenlikçe 30/01/2010 tarihinde mazeretsiz devamsızlığı nedeniyle iş akdinin bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği, devamsızlık nedeniyle haklı nedenle davacının iş akdinin feshinin ispat külfeti kendisinde olan işverenlikçe usulünce her bir güne dair devamsızlık tutanaklarının tutulmuş olduğu, anılan sebeplerle davacının mazeretsiz devamsızlığı nedeniyle iş akdinin davalı işverenlikçe feshinin haklı olduğu, kaldı ki bu tür fesih hallerinde işçiye tebliğe/bildirime de gerek olmadığı soncuna varıldığı, işverenin haklı feshi hallerinde de feshe bağlı haklardan ihbar ve kıdem tazminatı talep edilemeyeceği bu nedenle bu taleplerin yerinde olmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine diğer taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez.
Somut olayda; davalı tarafça davacının işyerinde yolsuzluk eylemlerine karıştığı, soruşturma başlatılması üzerine davacının mazeretsiz devamsızlık yaptığı, çağrıya rağmen işe dönmediği, bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği savunulmuş ise de davacının bazı müşterilere fiilen teslim edilenden daha az kömür teslim etmiş gibi gösterdiği iddiası kantar fişi, kamera kaydı vs. niteliğindeki davalı işyeri kayıtları ile ispat edilebilmiş değildir. Davalı tarafça davacı hakkında suç duyurusunda da bulunulmamıştır. Davacı ile aynı nedenle iş akdinin feshedildiği belirtilen diğer işçi ile ilgili dosyada iş akdinin işverence haksız feshedildiği kabul edilmiş, karar Yargıtay 9.H.D.’nin 2012/29555 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından davacının iş akdinin yolsuzluk iddiası ile iş akdinin işverence feshedildiği, bu fesih işleminden sonra da davacı hakkında devamsızlık tutanakları tutulduğu anlaşıldığından ve davalı tarafça haklı fesih iddiası ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.