YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14486
KARAR NO : 2015/14846
KARAR TARİHİ : 14.09.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, iş akdinin tazminatsız olarak feshedileceği tehdidi ile emeklilik dilekçesi alındığını davalı şirketin, korku ve baskı altında beyan alarak haksız ve geçersiz olarak yaptığı fesihlere karşı aslen işçilerin iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasının önünün kapatıldığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraflar arasındaki iş sözleşmesinin mülga 1475 sayılı İş Kanununun kıdem tazminatı bakımından halen cari olan 14. maddesinin 5. fıkrası uyarınca 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme sayısının doldurulduğundan bahisle ve devamında SGK’dan alınan hak ediş yazısı da ibraz edilerek istifaen sona erdirilmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacıya zorla istifa dilekçesi imzalatılmış olduğu yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, istifanın baskı ile alındığının ispat yükünün davacıda olduğunu kaldı ki davacının istifa niyetinde olmasa …’dan hakediş yazısını almayacağını belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının istifaya zorlandığı, istifa dilekçesini baskı altında verdiği, istifa dilekçesinin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir
4857 sayılı İş Kanununun 18. maddesine göre, İşçinin iş güvencesi hükümleri uyarınca feshin geçersizliğini isteyebilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. İşçinin haklı nedenle dahi iş sözleşmesini feshetmesi, feshin geçersizliği ve işe iade isteğinde bulunma hakkı vermez. Keza iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesinde taraf iradeleri birleştiği için, işçi iradesi fesada uğratıldığını iddia etmediği sürece feshin geçersizliği ve işe iade isteminde bulunamaz.
Dosya içerisinde mevcut bulunan 12.03.2014 tarihli dilekçe dikkate alındığında iş akdinin işverence değil işçi tarafından sona erdirildiği, iş akdini kendisi sona erdiren davacının işe iade talep hakkının bulunmadığı, davacının iradesinin fesada uğratıldığını ispat edemediği ve iş sözleşmesini kendisi fesheden davacının iş güvencesinden yararlanamayacağı, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Alınması gereken 27,70 TL harçtan peşin yatırılan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 15,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 14/09/2015 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.