Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/16952 E. 2015/13221 K. 29.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16952
KARAR NO : 2015/13221
KARAR TARİHİ : 29.06.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı …. vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı ….’nün asıl işverenliğinde çeşitli alt işverenler nezdinde olmak üzere en son davalı şirket işçisi olarak çalışırken iş sözleşmesini emeklilik nedeni ile feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini istemiş; diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı … vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 02.06.2014 tarihli ilamı ile özetle, “…Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 1994 yılında çalışmaya başladığını beyan etmesine karşın talep aşılarak davacının 02.11.1993 tarihinde işe girdiğinin kabul edilmesi suretiyle hizmet süresinin tespit edilmesi hatalı olmuştur.
3…Dosya içerisinde; 10.02.2004 tarihli davacının isim ve imzası bulunan ibraname içeriğinde özetle; davacının çalışmakta olduğu yurdun kapanması nedeniyle işten ayrıldığına, ücretli izin, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ve sair alacaklarımın tamamını daha önce ödendiğine ve 2.603,937,574 kıdem tazminatını alacağının %40’ından feragat ederek, 1.562.362.544 TL alacağını peşin olarak aldığına, alacağının kalmadığına dair beyanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu ibraname hakkında mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece HMK’nun 169 ve devamı maddeleri gereğince davacı isticvap edilerek anılan belge hakkında beyanına başvurulmalı ve sonuca göre yukarıda belirtilen ilkeler ışığında ibraname hakkında değerlendirmede bulunularak karar verilmelidir. Eksik araştırma ile karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, davacıyı isticvap etmiş, ibranamede yazılı miktarı alıp almadığı konusunda beyanını tespit etmiş, davacının bu miktarı aldığını kabul etmesi nedeni ile ibranamede yazılı 1562,36TL’yi hesap edilen kıdem tazminatından mahsup ederek bakiyeyi hüküm altına almıştır.
Öncelikle belirtilmelidir ki; 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere;
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, mahkeme yönünden; bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, kararda açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır. Bu hukuki kurum mahkemeye; hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esaslar ve yerine getirilmesi istenilen hususlar kapsamında, yargılama usulünün, davanın sürüncemede kalmaması ve en az maliyetle bir an önce bitirilmesi amacına yönelik “usûl ekonomisi ilkesi” çerçevesindeki hükümleri ışığında, uyulan bozma kararı gereğinin yerine, tam olarak getirilmemesi gerekçesiyle ikinci kez “BOZULMASINA” sebebiyet vermeyecek şekilde, özenle işlem yapmak ve hüküm kurmak zorunluluğunu getirir.
Uzun yıllardan beri Yargıtay’ın kökleşmiş, sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usulü kazanılmış hak müessesesi, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir.
Somut olayda, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararının 2 numaralı bendinde hizmet süresi ile ilgili davacının talebinin aşıldığı belirtilmesine rağmen, bu konudaki bozmanın gereğinin yerine getirilmeyerek bozma öncesinde tespit edilen hizmet süresinin esas alınması hatalı olmuştur.
Kabule göre de, hesap edilen kıdem tazminatı 10.198TL’sından davacının kabulünde olan 1562,36TL’sının mahsubu halinde 8.635,64 TL kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken 8.696,83 TL’sının tahsiline karar verilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Öte yandan davalı …. harçtan muaf olduğu halde harçla sorumlu tutulması da yerinde değildir.
O halde davalı .. vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ….’ne iadesine, 29.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.