YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20427
KARAR NO : 2015/13281
KARAR TARİHİ : 30.06.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davalılar vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 30.06.2015 günü belirlenen saatte temyiz eden davalı .. ve .. vekili Av.. ile karşı taraftan davacı …. vekili Av… geldi. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının 17.08.1999-16.04.2013 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme 14/11/2013 tarihli duruşmada davalı vekili 4 tanık dinletmek istediği halde 2 tanık dinleme yoluna gitmiştir. Davalı vekili itiraz etmesine ve tanık dinlenilmesi talebini yenilemesine rağmen Mahkemece 02/04/2014 tarihli celsede “Davalı vekilinin 2 tanığının genel olarak çalışma koşulları ve ücretlerle ilgili beyanlarının alınmış olması, davalı tarafın tanık listesi verdiği esnada hangi tanığın hangi hususta bilgisinin bulunduğunu usulüne uygun olarak bildirmemiş olması dikkate alınarak davalı tarafın dinlenmeyen tanıklarının, dinlenmesi hususunda ki talebinin reddine,” karar verilmiştir.
Davalı vekilinin dava dilekçesi ve delil kısmı incelendiğinde tanıklarının sözleşmenin feshi, devamsızlık, ücreti, fazla çalışma, çalışma koşulları, genel tatil çalışmaları konularında dinletileceği açıkça belirtildiğinden, Mahkemenin, davalının tanıkların hangi hususta bilgisinin bulunduğunu usulüne uygun olarak bildirmediği gerekçesi ile ret talebi yerinde değildir.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde ” Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Tanık beyanları takdiri delillerdendir. Davanın konusu ve istekler dikkate alındığında sonuca etkilidir. Mahkemece tanık sayısının gerekçe gösterilmeden ve açıkça davalı tarafından vazgeçilmeden sınırlanması ve itiraza rağmen dinlenilmemesi savunmanın kısıtlanması sonucunu doğurur. Davalının tanıkları dinlenilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına takdir olunan 1.100,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara adesine 30/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.