YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24864
KARAR NO : 2015/22783
KARAR TARİHİ : 18.11.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş akdinin İK 25/II-e maddesi uyarınca feshedildiğini, ileri sürülen fesih sebebinin haklı fesih ya da geçerli fesih kapsamında bir davranış olmadığını, fesih öncesinde davacıya hiçbir uyarı ya da ihtar yapılmadığını, feshin son çare olması ilkesinin ihlal edildiğini, ayrıca 6 işgünlük hakdüşürücü sürenin de geçtiğini belirterek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının abonelik şartlarına haiz olmayan bazı binalara ve yerlere(boş tarlaya, henüz bitmemiş inşaat aşamasında olan binalara) elektirik aboneliği yaptığı, tesisat kontrol işlemlerini yapmadan kontrol evrakını imzaladığı, şirketin kendisine verdiği yetkiyi kişisel çıkarları ve menfaatleri doğrultusunda kullandığı, davacının can ve mal kaybına yol açacak bu davranışlarının işverenin güvenini kötüye kullanma fiilini oluşturup doğruluk ve bağlılık kurallarına uymadığından iş akdinin İK 25/II maddesi uyarınca feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, içeriği davalı tanık anlatımları ile doğrulanan e-posta yazışmaları, iç denetim direktörlüğünün 24.04.2014 tarihli raporu ve ekinde yer alan davacıya ait ifade tutanağı, usulsüz abonelik işlemlerinin yapıldığı taşınmazlara ait fotoğraflar birlikte değerlendirilerek; davacının, abonelik işlemleri yapılmaması gerektiği halde usulsüz şekilde tesisat kontrolü yapmadan abonelik işlemlerini uygun bulduğu ve gerekli evrakı doldurup imzaladığı, tesisat kontrolü yaptıktan sonra aboneliğe onay verilmesi görevinin de davacıya ait olduğunun taraflar arasında ihtilafsız olduğu, işveren yetkilisi tarafından söz konusu usulsüzlüğün 18.04.2014 tarihinde tespit edildiğinin e-posta yazışmalarından anlaşıldığı, söz konusu olay nedeniyle iç denetim direktörlüğünce soruşturma açıldığı, davacının 21.04.2014 tarihinde savunmasının alındığı, soruşturmanın 24.04.2014 tarihinde tamamlandığı ve iş akdinin 06.06.2014 tarihli fesih bildirimi ile işverence feshedildiği, tahkikatla fesih sürecinin olağan çalışma hayatına uygun olduğu, zira olayların … İşletme Müdürlüğü sahasında gerçekleştiği, feshin 4857 Sayılı Yasanın 25/II-e maddesi hükümlerine uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4857 sayılı Yasanın 26 ncı maddesinde öngörülen altı iş günlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez. Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması bu yönde olup, geçerli nedene dayanılarak yapılan fesihlerde belirtilen hak düşürücü sürelerin yerine “makul süre” içinde sözleşmenin feshedilebileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacının feshe konu abonelik işlemlerinin işveren tarafından öğrenilmesi üzerine işyerinde soruşturma açıldığı, inceleme yapıldığı, davacının ifadesi alınıp rapor tanzim edildiği görülmektedir. İç denetim soruşturma raporunun inceleme tarihi 21.04.2014 olup rapor tarihi ise 24.04.2014’tür. Soruşturma raporunun son sayfasında 24.04.214 tarihli “uygundur” yazısı ile isimsiz imza bulunmaktadır. Yazılı fesih bildiriminin tarihi ise 06.06.2014’tür. Mahkemece, her ne kadar altı iş günlük hakdüşürücü sürenin geçmediği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, kararın eksik incelemeye dayandığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, 24.04.2014 tarihli iç denetim soruşturma raporunun son sayfasındaki “uygundur” yazısını yazan yetkilinin hangi birimde çalıştığı, bu yazı sahibinin feshe yetkili olup olmadığı, yetkili makam değilse, bu raporun yetkili makama hangi tarihte sunulduğu hususları araştırılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.11.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.