Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/32333 E. 2015/15859 K. 17.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/32333
KARAR NO : 2015/15859
KARAR TARİHİ : 17.09.2015

İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı …’ye ait Hastanede Nisan 2009 tarihinde çalışmaya başladığını, bu şirketin 05/03/2010 tarihinde hastaneyi davalılardan …’ne tüm aktif ve pasifleri ile devrine kadar çalıştığını, diğer davalı nezdinde de çalışmaları bulunduğunu, aylık ücretin 6.000,00 TL olduğunu, iş akdine haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini öne sürerek kıdem tazminatı , 2009 Nisan -2010 Nisan (12 aylık) arası ücret ve prim alacaklarının tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında prim alacağı talebinden vazgeçmiştir.
Davalı … vekili, müvekkili şirket ile diğer davalı şirket arasında herhangi bir devrin söz konusu olmadığını, bu nedenle alacak davasının birlikte açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirket nezdinde kayden 09/03/2010 tarihinde işe giriş yaptığını ve 17/03/2010 tarihinde çıkışının verildiğini, davacının diğer davalı şirkette 1 gün fiilen çalışmadığını, sadece diplomasının kiralandığını, davacının … ikamet ettiğini, müvekkil şirketin 19/02/2010 tarihinde kurulduğunu, halbuki diğer davalı şirketin kuruluş tarihinin 2005 olduğunu, yapılan devrin gerçek anlamda satış mahiyetinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya katılmamış kendisini vekil ile temsil ettirmemiş ve davaya ilişkin herhangi bir cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacı ve davalı tanıklarının anlatımlarından, davacının işverenin mesai ve iş konusunda her hangi bir talimatı olmadan diplomasını vermek suretiyle işi gördüğü, işverenle hukuki ve fiili bir bağımlılığı olmadığı, işverenin talimatları , denetim ve gözetim altında çalışmasının bulunmadığı dolayısı ile taraflar arasındaki ilişkinin yasanın aradığı bağımlılık şartını taşımadığı ayrıca taraflar arasında salt ücretin kararlaştırılmış olmasının ilişkiye hizmet ilişkisi niteliği kazandırmayacağı bu sebeple aradaki ilişkinin hizmet ilişkisi niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davanın, reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanunun 2’nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez.
Yasanın 8’inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.
İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.
İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
İş sözleşmesinde işçi işveren için belirli veya belirsiz süreli olarak çalışır.
Somut olayda, davacı davalılardan önce … nezdinde daha sonra ise diğer davalı … Hastanesinde mikrobiyoloji uzmanı olarak çalıştığını iddia etmiştir. Davalılardan … Hastanesi vekili, davacının … şirketi nezdinde 09/03/2010 tarihinde işe giriş yaptığını ve 17/03/2010 tarihinde sigortada çıkışının verildiğini, davacının diğer davalı şirkette 1 gün dahi fiilen çalışmadığını, sadece diplomasının kiralandığını savunmaktadır. Davalılardan …Hastanesi personel çalışma belgesinde, davacının hastanede tam zamanlı mikrobiyoloji uzmanı olarak çalışmasının uygun görüldüğü belirtilmiş olup davacının bu şirkette resmi kayıtara göre çalışması 08.03.3010-19.03.2010 tarihleri arasındadır. Davacının davalılardan …’de çalışmasına ilişkin resmi bir kayıt ise bulunmamaktadır. Davacı tanıklarının beyanına göre davalılar arasında 05.03.2010 tarihinde devir olgusu sabit olup, taraf tanıklarının beyanından davacının …’de çalışmasının bulunduğu sabittir. Davaci taniklari davacinin laboratuvar sorumlusu olduğunu ancak işinin her gün gidiş geliş yapmasını gerektirmediğini beyan etmişlerdir. Davacının diploması kiralanmak suretiyle devreden şirket tarafından çalıştırıldığı davalı işyerini devralan şirketin de kabulündedir.
Davacının devreden şirket tarafından diplomasının kiralanmış olması, işe her gün gitme zorunluluğu olmasa bile laboratuvar sorumluluğunun davacıda olması, davacıya yaptığı iş karşılığı ücret ödeneceğinin kararlaştırılmış olması, devralan şirketin resmi kayıtlara göre davacıyı tam zamanlı çalışan olarak bildirmesi, davacı tanıklarının beyanları ve işyeri devri birlikte değerlendirildiğinde davacının davalılar nezdinde hizmet ilişkisine bağlı olarak çalıştığının kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir.
Mahkemece, davacı ile davalılar arasında iş kanunu kapsamında bir hizmet ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken fiili çalışma olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 17/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.