YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/37815
KARAR NO : 2015/25691
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının sağlık problemleri ve icra sorunları nedenleriyle tazminatları ödenerek iş akdinin İK 18. madde uyarınca feshedildiğini, ileri sürülen sebeplerin feshi gerektirecek ağırlıkta olmadığını, işyerine fesihten önce 330 personel alındığını ve halen çalıştıklarını, feshin hem biçim yönünden hem de içerik yönünden geçersiz olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespitine, davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, işyerinde teknolojik dönüşüm ve yatırımların ardından yeni şartlara uygun işgücü gereksinimi doğduğu, yeni şartlara uyum gösteremeyen personelin ise istihdam fazlalığı oluşturduğu, istihdam fazlalığının giderilmesine yönelik işyerinde 2014 yılı Ekim ve Kasım aylarında 2 adet tamim yayınlandığı, ilkinin emekliliği gelen ve emekli çalışanların ikincisinin de sağlık sorunları olan ve icralık olan personelin kıdem tazminatı ve 6 aylık brüt maaşlarının ödenmesi şeklinde önelli fesih yoluyla işten ayrılmasını kapsadığı, davacının sağlık sorunları bulunduğunu, hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğunu, istihdam fazlası haline gelen davacıya teşvikten yararlanmasının önerildiğini, davacının kabul etmediğini, davacının sağlık problemleri ve icra sorunları gözetilerek iş akdinin feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tarafça, davacının yeni iş gücünü karşılayamadığı beyan edilmişse de bu konuda somut bir olay ortaya konulup ispatlanmadığını, davacının şahsi sicil dosyasında yer alan raporların çalıştığı süre göz önünde bulundurulduğunda uzun süreli olmadığı gibi işi aksatıcı nitelikte olmayan bir kaç günlük raporlar olduğu, hakkında icra dosyalarının bulunmasının ise bir fesih sebebi oluşturmayacağının açık olduğu, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı ve feshin geçerli bir nedene dayanmadığı, işverenin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken keyfi davranmaması gerektiğini, davalı işverenin feshin haklı nedene dayandığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanununun 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II.maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi süresince herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre somut olayda, işyerinde 2014 yılı Ekim ve Kasım aylarında 2 adet tamim yayınlandığı, ilkinin emekliliği gelen ve emekli çalışanların ikincisinin de sağlık sorunları olan ve icralık olan personelin kıdem tazminatı ve 6 aylık brüt maaşlarının ödenmesi şeklinde önelli fesih yoluyla işten ayrılmasını kapsadığı, davacının durumuna uyan 14.11.2014 tarihli tamimin sağlık sorunu ya da hakkında icra takibi olan personelin teşvikle işten ayrılmasını öngördüğü, davacının bu tamimden yararlanmak istemediği, davalı işverenin davacının yazılı savunmasını alarak 27.01.2015 tarihli yazılı fesih bildirimi ile icra sorunları ve sağlık problemleri nedeniyle davacının iş akdini feshettiği anlaşılmaktadır.
Davalı işverence, dosyaya sunulan davacının tüm çalışma dönemini kapsayan sağlık raporlarının incelenmesinde geçerli fesih nedeni oluşturan bir duruma rastlanmadığı görülmekte ise de, davacı hakkında 11 adet icra takibi yapıldığını gösterir dosya numaralarını da içeren bir tablo sunulduğu, davacının bu icra tablosuna bir itirazının olmadığı görülmektedir. Bu tablonun incelenmesinde, davacı hakkında 2014 yılı içerisinde .., …. ve … İcra Dairelerinin muhtelif dosyalarında toplam 11 adet icra takibi yapıldığı, toplam borç ve bakiye miktarların yüksek olduğu, ücretin ¼’ünün kesilmesi için işyerine yazı yazıldığı anlaşılmaktadır. Davalı işyerinde, vinç operatörü olarak çalışan davacının, hakkındaki 11 icra takibi nedeniyle kendisine gelen her tebligatta sürekli işyeri insan kaynakları birimine, adliyeye, icra dairelerine gidip gelmesi gerektiği ayrıca işverenin icra takipleri nedeniyle işyerinin ilgili birimlerinin sürekli işlem yapmak zorunda olduğu, bu durumun işyerinde olumsuzluklara yol açtığı açıktır.
Yukarıda da belirtildiği üzere iş akdinin feshinden önce 2014 yılı içerisinde davacı hakkında yapılan icra takibi sayısının çokluğu, borç miktarlarının yüksek oluşu gözetildiğinde, feshin işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığı, davalı işverenin biçimsel koşullara uygun şekilde iş akdini feshettiği görüldüğünden, mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
2- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına
3- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5- Davalı tarafça yapılan Yargıtay’a geliş-dönüş dahil toplam 24,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’e göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
8- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 17.12.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.