YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9949
KARAR NO : 2015/13125
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm davacı ve davalı .. vekilleri tarafından süresi içinde temyiz edilmiş, davalı .. vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ..’nin tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz nedenlerle ve gerçekte sendikal nedenle işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken 1 yıllık sendikal tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalılardan .., davacının iş sözleşmesinin kendisine daha öncesinde de görevini hatalı ve eksik yerine getirmesi nedeniyle disiplin cezaları verildiği halde hatalı işlemlerine devam ettiği gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiğini belirterek, davalılardan … kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca birden ziyade kusurlu hareketi nedeniyle tutanak tutulduğu ve savunmasının alındığı, iş akdinin feshinden yaklaşık iki ay öncesi tarihte kınama cezası verildiği, bu disiplin cezasından sonra iş akdinin fesih tarihine kadar kusurlu bir hareketinin olmadığı, savunmasının alınmasını gerektiren bir fiilinin bulunmadığı, iş güvenliği uzmanı makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda işyerinde meydana gelen aksaklıkların davacıdan değil davalıdan kaynaklandığı, sebebinin de davacının yasal olarak yapılabileceği süreden daha kısa bir sürede yapılmasını istemesi ve baskı uygulanması olduğu kanaatine varıldığı, talep edildiği halde iş emirlerinin verilmediği, davalının feshin haklı nedene dayandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı …. hakkında davanın kabulüne, … hakkında davanın reddine karar verilmiş, sendikal nedenle fesih iddiası irdelenmemiştir.
Davacı feshin sendikal nedene dayandığını iddia etmesine rağmen bu konuda yeterli araştırma da yapılmadığı anlaşıldığından sendikal örgütlenmenin ne zaman başladığı, sendikaya üye işçi sayısı, yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, aşamalarda sendika üyeliğinden istifa eden veya işten çıkartılan işçiler olup olmadığı, üyelikten istifa edenlerin halen işyerinde çalıştırılmaya devam edip etmediği, işverence yeni işçi alınıp alınmadığı ve yeni alınan işçilerden sendika üyesi olanların mevcut olup olmadığı, yetki alınmışsa itiraz edilip edilmediği ve TİS bağıtlanıp bağıtlanmadığı hususlarında feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığının etraflıca araştırılması gerekmektedir.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın ve eksik araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde yapılan tanıma göre, “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işverene alt işveren denilir”. Bunlara ayrıca, taşeron, aracı, müteahhit, alt yüklenici gibi isimler de verilmektedir.
Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; SSK primlerini yatırır.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için; alt işveren, işçilerini asıl işverene ait işyerinde, asıl işverenden aldığı iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırıyor olmalı ve asıl işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde ya da asıl işin bir bölümünde çalıştırmalıdır. Bu anlamda verilen iş süreklilik arzetmeli, anahtar teslimi verilmiş olmamalıdır.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar vardır. Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekir.
Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. maddesine göre “Araçların muayeneleri Ulaştırma Bakanlığına ait muayene istasyonlarında veya bu Bakanlık tarafından işletme yetki belgesi ile yetki verilmesi halinde ise, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonlarında yapılır. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Ulaştırma Bakanlığının onayı ile alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşulu ile devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz”.
Dosya içeriğine göre davalı … 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. Maddesi uyarınca araçların muayenelerini yapmak ve istasyon açmak üzere ..’ndan yetki almıştır. Sözleşme ile bu yetkisini diğer davalı şirkete devretmiş, davacı işçi de davalı .. işçisi olarak çalışmıştır.
Davalı …’nin asıl işveren olarak kabul edilmemesi ve davanın bu şirket yönünden reddedilmesi hatalı bulunmuştur. Zira davalı .. asıl işini diğer davalıya devretmiştir. 2918 sayılı Kanunun 35. Maddesi ile tanınan bir yetki olduğundan, davalının asıl işini bu şekilde vermesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/5 maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Kaldı ki gerek işletim sözleşmesindeki ayrıntılı hükümler gerekse işçilerin .. tarafından alınarak eğitime tabi tutulması ve sonrasında diğer şirketlere devredilmesi, kontrol ve denetim yükümlülüğünün ..ne ait olması, alt işleticisinin eylemlerinden ..nin sorumluluğunun devam etmesi gibi gerek Yönetmelik hükümleri gerekse işletim sözleşmesi ve 2918 sayılı Yasanın 35.maddesinden anlaşılmıştır.
Davalı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabul edilmeli, bu şekilde asıl işverenin işe iadenin sonuçlarından diğer davalı ile birlikte sorumlu olduğu cihetine gidilmelidir.
Mahkemece davalılardan …’nin alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınmadan ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, asıl işveren yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalı …’ne yükletilmesine, 29.06.2015 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.