YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16008
KARAR NO : 2016/16182
KARAR TARİHİ : 11.10.2016
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilip, incelemenin Yargıtayca duruşmalı olarak yapılması asıl ve birleşen dosya davalısı … Nak.San.Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 11.10.2016 Salı günü belirlenen saatte asıl ve birleşen dosya davalısı … Nak.San.Tic.Ltd.Şti. vekili Av…. geldi. Temyiz eden davacı taraftan gelen olmadı. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
A-Davacı Temyizi Bakımından;
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delilerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
B-Davalı Temyizi Bakımından;
Davacı vekili, müvekkilinin 01/09/2006 tarihinde davalı şirkette avukat olarak çalışmaya başladığını, … 2. Noterliği’nin aynı tarih ve 11085 yevmiye numaralı genel vekaletiyle … … Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinde şirket adına avukatlık mesleğini icra ettiğini, davalı şirketin ileri sürdüğü davacının şirket bünyesinde çalışarak daha verimli olacağı, işlerin daha çabuk yürüyeceği ve şirket alacaklarının kontrolünün daha kolay olacağı gibi nedenlerle davacının sigortasının ödenmesi + maaş+ karşı taraftan alınan yasal maktu vekalet ücretinin müvekkili avukata ait olması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin davalı şirkete 3 yıl 8 ay süre ile vekalet akdi ile çalıştığını, bütün dava ve icra takiplerini yaptığını, ilk yıllarda karşı vekalet ücretinin borçlu tarafından icraya ya da davalı şirkete ödendiğinde müvekkiline ödenmesi konusunda herhangi bir sorun çıkmadığını, ancak dava dosyası ve icra takip dosyalarının sayısının fazlalaşması ile müvekkil lehine ödenmesi gereken maktu vekalet ücretlerinde artış olması sonucu davacıya ödenmesi gereken maktu vekalet ücretlerine şirket ortaklarının karışmaya başladığını, 03/05/2010 tarihinde davalı şirket yetkilisi … tarafından davacıya hitaben ” seninle yollarımızı ayırmalıyız, sistem değiştirdik seninle çalışmak istemiyoruz, işlemlerini ay sonuna kadar tamamla” denildiğini, 31/05/2010 tarihine kadar şirketin avukatı olarak görev yapan müvekkilinin şirketi zarara uğratacak herhangi bir usulsüzlük ve yanlışlık yapmadığını, şirketin müvekkilini azlinden önce başka bir avukatla görüşüp müvekkilinin vekaleti devam ederken diğer avukata vekalet verildiğini, müvekkil ile davalı arasındaki vekalet akdinin son bulmasından sonra müvekkiline icra takibinde olan tahsili yapılmış, alınmış ve davacıya ait olan avukatlık ücretlerinin ödenmemesi üzerine davacının 05.08.2011 tarihli noter ihtarnamesi ile bunların ödenmesini talep ettiğini ancak ödeme yapılmadığını iddia ederek davacının çalışmasından doğan ve baktığı dava ve icra takiplerinden kaynaklanan vekalet ücretinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL’nin hakkın doğum tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2015/549 Esas sayılı dava dilekçesinde ise, mahkemenin 2013/247 Esas sayılı dosyasında 27/04/2015 tarihinde ek bilirkişi incelemesi sonucu davalı şirket müdürü ve davacı arasında takip edilerek mutabık kalınan dava ve icra dosyaları listesine göre tespit edilen vekalet ücreti miktarı olan 82.963,14 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını, tensiple birlikte bu davanın ek dava olması sebebiyle mahkememizin 2013/247 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle görev yönünden reddine karar verilmesini, davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayandığını, iş ilişkisinden doğan davaların çözüm yerinin genel mahkemeler olmayıp iş mahkemeleri olduğunu, davanın genel mahkemede açılmış bulunması karşısında davanın usul yönünden reddine karar verilmesini, aynı zamanda davanın zamanaşımına uğradığını, süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, yapılan icra takipleri veya müvekkil şirketin taraf olduğu davalardan dolayı karşı tarafa yükletilen vekalet ücretlerinin müvekkil şirket tarafından tahsil edilemediğini, müvekkil şirketin kendi asıl alacaklarını, faizlerini ve yapmış bulunduğu giderleri aldığını, vekalet ücretlerinin şirkete ödenmediğini, kendisine ödenmeyen ücretten dolayı müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının söz konusu olamayacağını, haricen tahsillerde ve dosyalara yatırılan paralardan davacının vekalet ücretinin kesilmediğini, davalı şirkette ücretle çalışması nedeni ile vekalet ücreti talep edemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Dava Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, bu mahkemenin görevsizlik kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesinden sonra İş Mahkemesi sıfatı ile yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkemece, 10.11.2015 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek 47.332,56 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar vermiştir.
Davacının davalı nezdinde sigortalı olarak işçi statüsünde çalıştığı sabittir. Davacı davalı şirket adına yürüttüğü icra takibi ve davalar nedeni ile tarife hükümlerine göre karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin kendisine ait olacağına dair akdi bir düzenleme bulunduğunu ortaya koyamadığına göre, davanın reddi yerine, vekalet ilişkisini düzenleyen Avukatlık Kanun’undan kaynaklanan avukatlık ücretinin hüküm altına alınması hatalıdır.
O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 11.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.