YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23259
KARAR NO : 2016/14822
KARAR TARİHİ : 27.09.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan … vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delilerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı Bakanlığın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-Davacı şirket vekili, davalılardan …17.02. 2015 tarihli başvurusu üzerine davalı … tarafından müvekkili şirket hakkında çoğunluk tespiti yapıldığını, bu kararın hukuku aykırı olması nedeni ile Ankara 12. İdare Mahkemesinde yetki tespiti işleminin iptali davası açıldığını, ilgili mahkemenin görevsizlik kararı vermesi üzerine kararın temyiz edildiğini, ancak davalı … tarafından ilgili görevsizlik kararının kesinleşmesi beklenmeksizin müvekkili şirkete ait işyerinde Petrol İş Sendikası’nın işletme toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğuna ilişkin yetki belgesi düzenlediğini, 6356 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddelerindeki hükümler karşısında, davalı Bakanlığın Ankara 12. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın kesinleşmesini beklemeksizin Petrol-İş Sendikası’na yetki belgesi vermesinin kanunun açık hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek, 75014829/103.03-12012 sayı ile verilmiş 10/06/2015 tarihli işleminin iptaline karar verilmesi ve talep etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davanın Bursa mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca süresinde ve görevli makama kaydettirilerek açılıp açılmadığının tespiti gerektiğini, davalı Bakanlığın diğer davalı Sendika lehine yetki tespiti yaparken kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile işveren tarafından SGK’na yapılan işçi bildirimlerini esas aldığını, yapılan incelemede 17.2.2015 tarihi itibari ile davacı şirkete ait işletmede çalışan 276 işçiden 116 işçiyi üye kaydeden sendikanın yasanın aradığı çoğunluğu sağladığının belirlendiğini, işveren tarafından İstanbul İdare Mahkemesinde yetki tespitine itiraz ve bakanlık aleyhine de İdare Mahkemesinde davalar açtığını, adı geçen mahkemelerin görev yönünden red kararı vermesi üzerine ve yetki tespitine itiraza ilişkin 6356 sayılı kanuna göre 6 iş günlük süre içinde görevli ve yetkili mahkemede açılan bir dava olmadığından davalı sendikaya 10.06.2015 tarih ve 12012 sayılı yetki belgesinin verildiğini, bu nedenle ileri sürülen iddialara katılma imkanı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sendika vekili, davacının 6 iş günlük süre içinde görevli ve yetkili iş mahkemesi yerine İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nde dava açtığını, bu mahkemenin dosyayı yetkisizlikle Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne gönderdiğini, Ankara 12. İdare Mahkemesi’nin de görev yönünden davanın reddine karar verdiğini, davacının süresinde yetkili ve görevli mahkemede itiraz edip dava açmadığından davalı Sendika’nın 02.06.2015 tarihli başvurusu üzerine davalı Bakanlığın 10.06.2015 tarihli yazısı ile Sendika’ya işletme toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğuna dair yetki belgesi verdiğini, bu yazının davacıya 17.06.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın ise 07.07.2015 tarihinde 6 iş günlük süre geçtikten sonra açıldığını, yetki belgesi düzenlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “…18/01/2016 tarihli oturum ara kararı gereğince davacı tarafa 100,00 TL gider avansı yatırması hususunda 2 hafta kesin süre verilerek, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verileceği hususu davacı vekiline ihtar edilmiş, ancak belirtilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı, ayrıca iptali istenen hususun tebliğ tarihinden itibaren 6 iş günü içerisinde İş Mahkemesine itirazı gerektiği, davacının bu süre geçtikten sonra itiraz ettiği anlaşıldığından, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Bakanlık vekili lehine avukatlık ücreti takdirinin gerekip gerekmediği ihtilaflıdır.
Dava, İş Mahkemesi’nde açılmış, mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi üzerine, dava dosyası İş Mahkemesi’ne gelmiştir. Süresi içinde yetkisiz mahkemeye müracaat edilmesi üzerine Bursa’ya gelen eldeki dava, …davanın devamı niteliğinde olup davanın Ankara’daki yargılaması sırasında, davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesi vermiş ve mahkemenin ilk celsede davanın yetki yönünden reddine karar verdiği duruşmaya katılmıştır. Hal böyle olunca kendisini vekille temsil ettiren davalı Bakanlık lehine avukatlık ücreti takdiri gerekirken bu hususta karar verilmemesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hüküm fıkrasına 4 numaralı bent olarak;
“4-Davalı Bakanlık kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 1800,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Bakanlığa verilmesine,“ rakam ve sözcüklerin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 27/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.