Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/23357 E. 2016/19447 K. 15.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23357
KARAR NO : 2016/19447
KARAR TARİHİ : 15.11.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili; davacının 28/12/2005 tarihinde davalı şirkette bilgisayar işletmeni olarak işe başlamış olmasına rağmen 12/05/2009 tarihinde askerlik sebebi ile işten ayrılmak zorunda kaldığını, askerlik dönüşü davalı şirkette çalışmak istemesine rağmen davalı şirketin müvekkiline bir süre beklemesini, daha sonra işe alınacağını söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin bir müddet başka şirketlerde çalışmaya başladığını, müvekkilinin 31/07/2014 tarihinde tekrar davalı şirkette çalışmaya başladığını ve bu çalışmasının 28/07/2015 tarihine kadar devam ettiğini, 28/07/2015 tarihinde müvekkilinin, eşini başka bir sağlık kurumunda ameliyat etmesi sebebiyle fesih ihbar süresine uymadan ve herhangi bir yazılı bildirim ve haklı gerekçe gösterilmeden müvekkilinin iş akdinin tek taraflı ve kanuna aykırı olarak feshedildiğini öne sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 31/07/2014 tarihli belirli süreli hizmet sözleşmesinin süre konu başlıklı 3. maddesine göre sözleşmenin imzası tarihinden itibaren bir yıl süre ile geçerli olduğunu, süre sonunda tarafların 1 ay öncesinde sözleşmenin fesih edileceği belirtilmezse sözleşme başka bir ihtara veya ihbara gerek kalmaksızın kendiliğinden her yıl 1 yıl daha uzayacağı belirtildiğini, taraflar arasında imzalan sözleşme hükmü esas alınarak müvekkili tarafından 17/06/2015 tarihinde davalıya 20/07/2015 tarihinden itibaren sözleşmesinin feshedileceği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13.maddesi gereğince 4 hafta ihbar süresinin mevcut olduğu, bu tebligattan sonra 4 haftalık ihbar süresinin kullanılmasını ve bu süre içinde yine aynı Kanunun 19.maddesi gereğince günlük iki saat ücretli iş arama izninin olduğu davacıya tebliğ edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği bir yıllık süre dikkate alındığını ve davalının sözleşmesinin 28/07/2015 tarihinde feshedildiğini, davalının 09/09/2015 tarihinde başka bir işyerinde çalışmaya başladığını ve herhangi bir mağduriyetinin de olmadığının belgelerden anlaşıldığını, davacının işten ayrıldığı 28/07/2015 tarihinden 3 ay önce ve 3 ay sonrasında 5 adet bilgisayar işletmenin görevden ayrıldığını ve bu sürede hiç bilgisayar işletmeninin göreve başlamadığını, belirli süreli iş sözleşmesinde taraflarca belirlenen süre sonunda iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğinden İş Kanununda belirli süreli çalışan işçilerin işe iade davası açma hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece feshin geçerli bir nedeni bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 20.maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikayet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren tarafından sözleşmenin 28.07.2015 tarihinde sona ereceğinin 17.06.2015 tarihinde davacı işçiye bildirildiği, davanın ise 26.08.2015 tarihinde açıldığı, bildirim tarihine göre davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Dava hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3.maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihinde alınması gerekli 29,20 TL harçtan peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı dosyanın Yargıtay’a geliş dönüş masrafı dahil toplam 91,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre belirlenen 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 15/11/2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.