Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1112 E. 2021/987 K. 22.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1112
KARAR NO : 2021/987
KARAR TARİHİ : 22.09.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03/10/2017 tarihinde verilen dilekçeyle ipoteğin fekki talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 17/05/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili, katılma yolu ile davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının 03.10.2017 tarihinde Kocaeli ili, İzmit ilçesi, … Mahallesi, 2791 ada 29 parsel numarasında kayıtlı kat irtifakı tesis edilmiş 5 ve 6 nolu bağımsız bölümleri arsa payları ile birlikte satın aldığını, taşınmazların üzerinde 320.000,00TL ticari krediden doğan ipotek olduğunu öğrendiğini ve daha sonra da davalı bankaya ihtarname çekerek 300.000,00TL’yi bankaya, 20.000,00TL’yi ise elden yatırmak suretiyle ipoteğin kaldırılmasını talep ettiğini ancak taşınmazın eski malikinin başka borçları olduğundan bahisle ipoteğin kaldırılamayacağının belirtildiğini, söz konusu borçlardan davacının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının sadece taşınmaz üzerinde bulunan ipotekten sorumlu olacağını, belirlenen ipotek bedelinin davalı banka adına depo edilmesi için tarafına uygun süre verilmesini, adı geçen taşınmaz üzerinde davalı lehine olan ipoteğin fekkini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; ön inceleme duruşmasından evvel davaya konu ipoteği fek ettiklerini, davanın konusuz kaldığını, davalı bankanın davanın açılmasına sebebiyet vermediği nazara alınarak konusuz kalan dava hakkında davalı banka aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemesini, talepleri kabul edilmez ise; maktu harç ile maktu vekalet ücretinin yarısından sorumlu tutulmaları gerektiğini dile getirmiştir.
Mahkemece, “dava açıldıktan sonra ipoteğe konu borcun davacı tarafından ödenmesi üzerine davalı banka tarafından ipoteğin kaldırıldığı, davanın ön inceleme duruşmasından önce konusuz kaldığı ve davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilerek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.
Davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Bölge Adliye Mahkemesince; “davaya konu ipoteğin tüm kredilerin teminatı olmak üzere konulduğu, davacının ipotek bedelini ön inceleme duruşmasından önce davalıya ödediği ancak taşınmazı alırken üzerindeki bu yükle aldığı ve ipoteğin genel kredinin teminatı olduğunu bildiği, bu durumda davanın başında haklı bulunmadığı, ön inceleme aşaması tamamlanmadan önce davanın konusuz kalması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi uyarınca davalı lehine tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısı oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına avukatlık ücreti düzeltilmek sureti ile yeniden hüküm kurulmasına” karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Bu yargılama giderleri, hem davayı kazanan tarafça daha önce peşin olarak ödenen hem de dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masraflar ile yargılama gideri olan vekalet ücretidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 331/1. maddesine göre de, davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesine göre “Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” hükmü yer almaktadır.
Yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dava konusu ipotek bedelinin yargılama sırasında davacı tarafın ödenmesi üzerine davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; davanın açıldığı tarihte, dava konusu bağımsız bölümler üzerinde yer alan ipoteğin haklı ve yasal dayanağı bulunduğu ancak davacının 31.07.2017 tarihli ihtarname ile 320.000,00TL bedelli ipoteğe ödemeye hazır olduğunu davalıya bildirdiği halde davalı bankanın ihtarnamenin olumsuz sonuçlandığını bildirmesi üzerine davacının dava açmak zorunda kaldığı, yargılama aşamasında da ihtarnamede davalıya ödemeyi teklif ettiği ipotek bedelini ödemesi üzerine davalı banka tarafından ipoteğin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davalı bankanın, davacının ipoteğin kaldırılması talebini haklı bir sebep olmaksızın olumsuz sonuçlandırması üzerine dava açıldığı anlaşıldığından davanın açılmasına sebebiyet vermeyen davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması ve davacı aleyhine olacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371.maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/2. maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 22.09.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İpoteğin kaldırılması istemini içeren davada, Mahkemece yargılama sırasında ipoteğe konu borcun ödenmesi ve alacaklı bankanın kendiliğinden ipoteğin kaldırılmasını sağladığı için konusuz kalan davada esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, yargılama giderleri davacıya yüklenmiş, davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmiştir.
İstanbul BAM 7. Hukuk Dairesi; davalı tarafın itirazlarını kabul ederek, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince vekalet ücreti hesaplanmıştır.
Dairemizin 22.09.2021 tarihli kararında; davacının ödeme isteğinin ihtar ile bildirilmesi üzerine alacaklının ödemeyi alarak ipoteği kaldırdığını, ipoteğin fekki isteğinin olumsuz karşılanması nedeniyle bu davanın açıldığı, davacının dava açmakta haklı olduğu için davalı ( ipotek alacaklısı ) bankanın davanın açılmasına sebebiyet verdiğini kabul ederek yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun, ipotek borçlusunun ipotek bedelini ödeme isteğine alacaklının olumlu yanıt vermediğinden davacının dava açmakta haklı olduğuna dair kararına katılmamaktayım.
Dava 03.10.2017 tarihinde açılmıştır. Davacı satın aldığı taşınmaz üzerinde bulunan önceki tapu kayıt maliklerinin kredi borcundan kaynaklanan ipotek bedelini ödeme isteğine ilişkin ihtarnameyi 31.07.2017 tarihinde düzenlemiştir. İhtarnamenin alacaklıya tebliğine dair dosya kapsamında bir belge bulunmamaktadır. Davacının dava dilekçesine eklemiş bulunduğu onaysız kayıt sorgulama başlıklı fotokopi kağıtta, bildirimin olumsuz sonuçlandığı ve ilgiliye ulaşılamadığı yazılıdır. Davacının ödeme isteğine dair ihtarnamede 320.000,00 TL nin ödenmek istendiği bellidir. Oysa ipotek, davacının 18.04.2018 tarihinde üç ayrı dekont ile toplam 338 920.00TL ödenmesi üzerine kaldırılmıştır. Bu haliyle alacaklı ve borçlu arasında dava açılmadan önceki bir tarihte ipotek miktarı üzerine mutabakat bulunmamaktadır.
Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur ( TBK m 106 )
Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. ( TBK m 107 )
Davacı, alacaklının ödemeyi kabulden kaçınması halinde Türk Borçlar Kanununun 106 ve 107 maddeleri gereğince tevdi mahalli tayini isteminde de bulunmamıştır.
İpotek bedeli, dava açıldıktan sonra ödenmiş olduğundan davalının, ( ipotek alacaklısının ) davanın açılmasına sebebiyet verdiği söylenemez.
“Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” ( 6100 sayılı Kanunun 331/1 m.)
“Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.” (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.6 )
Yukarıda yapılan açıklamalar nedeniyle usul ve yasaya, dosya kapsamına uygun olan kararın onanması gerektiğini düşünüyorum.