YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1183
KARAR NO : 2021/4105
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21/10/2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/02/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil … vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili 26.03.1990 tarihli, 04.05.1990 tarihli ve 30.07.1990 tarihli satış vaadi sözleşmeleriyle Karataş ilçesi, Çimeli Köyü 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100 ve 180 parsel sayılı taşınmazlardaki davalılara murisleri …’dan kalan hisseleri satın aldıklarını, davalıların gayrimenkulleri … isimli şahsa satış gösterdiklerini, alıcının iyi niyetli olmadığını, satışın iptali ile adına tescilini, aksi durumda gayrimenkullerin satış değerinin tazminine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılardan … vekili, tapu kayıtlarına güven ilkesi gereğince dava konusu taşınmazları iyiniyetli olarak tasarrufta bulunduğunu, aleniyet ilkesi gereğince iyiniyetli 3. şahıs olduğunu, davacının hile iddiasının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil vekili … vekili, davalılardan …’ın davaya konu taşınmazlardan 94, 95, 96,97, 98, 99 ve 100 No’lu parselleri bir kısım diğer davalılardan bedeli karşılığında 04.10.2004 tarihinde satın aldığını ve tapuda şerh olmadığı için adına tescil etttirdiğini, bu alımdan sonra almış olduğu yerleri müdahale talebinde bulunan müvekkili …’a 22.10.2004 tarihinde bedeli karşılığında sattığını ve bu satışın da tapuya tescil edildiğini müvekkilinin diğer davalı müvekkili ile yaptığı satış işleminin gerçek bir satış ilişkisi olduğunu, davacının bahsettiği hile ve muvazaa iddialarının tamamen asılsız olduğunu bu nedenle davalı taraf yanında müdahale taleplerinin kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tescil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü bir kısım davalılar vekili ve asli müdahil …. vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 125/f.I. maddesine göre “Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir.
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” düzenlemesini amirdir.
Mahkemece, dava konusunun üçüncü kişiye temliki re’sen dikkate alınacaktır. Ancak hakim, dava şartının ortadan kalkması nedeniyle davayı reddetmeyip davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir istisnası olan HMK’nın 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa önel verecektir.
Somut olayda; dava konusu 95, 96, 97, 442, 446, 448, 453 parsel sayılı taşınmazlardaki davalıların murisi …’nın payı 04.10.2004 tarihinde iştirak halinde …nın mirasçıları adına intikal ettirilmiş ve aynı tarihte iştirak halindeki pay tüm mirasçılar tarafından davalı …’a satılmıştır. Bu dava ise 21.10.2004 tarihinde açılmıştır. Dava açıldıktan sonra 95, 96, 97, 442, 446, 448, 453 parsel sayılı taşınmazlardaki hisseler 22.10.2004 tarihinde dosyada asli müdahil sıfatıyla yer alan …’a satılmıştır. Dava açıldıktan sonra pay satılmış olduğundan HMK 125. maddesi gereğince taraf teşkilinin sağlanması gerekirken yasal sebep bulunmadan kayıt malikinin asli müdahil kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; satış vaadi sözleşmesi borçluları …, …, …, …, …, …, … ve …ın murisleri …’dan kendilerine intikal edecek hissenin satışını vaad ettiği, …’nın payının 04.10.2004 tarihinde iştirak halinde mirasçılara intikal ettiği, …’nın satış vaadinde bulunmayan mirasçılarının da bulunduğu, bu nedenle davacının tapu iptal ve tescil talebi yönünden satış vaadi söleşmelerinin ifa olanağı bulunmadığı gözetilmeden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.