Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1318 E. 2021/3546 K. 07.12.2021 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 11:23
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1318
KARAR NO : 2021/3546
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalı vekili tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine 01.03.2010 gününde verilen dilekçe ile asıl davada sözleşmenin iptali; 19.03.2010 gününde verilen dilekçe ile karşı davada muhdesatın aidiyetinin tespiti talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne dair verilen 08.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
1.DAVA
1.1.Davacı vekili; dava konusu 148 ada 11 parselde kayıtlı Güney Sokak no:78/D adresinde bulunan taşınmazın tarafların murisi ...'a ait olduğunu, davalı ...'ın taşınmazı fiilen tasarrufunda bulundurduğunu, davalı Zonguldak 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/772 Esas sayılı davası ile taşınmazı haricen satın aldığını belirterek satın aldığına dair satış sözleşmelerini kendilerine verdiğini, söz konusu satışın muvazaalı olduğunu, muris Hasan 13.398,00TL karşılığı ...'a, ...'ın da davalı ...'a 15.241,00TL bedelle sattığına ilişkin noterde düzenlenmiş iki ayrı tapusuz taşınmaz mal zilyetlik devir sözleşmelerinin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı bir şekilde yapıldığını belirterek Zonguldak 2. Noterliğinin 31/07/2006 tarih 14824 sayılı ve 24/03/2008 tarih 5334 sayılı satış sözleşmelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.CEVAP
2.1. Davalı- karşı davacı ... vekili; asıl davanın reddini savunmuştur.
2.2. Karşı davasında ise; dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın en üst katının karşı davacı ... tarafından, babalarının sağlığında ve onun rızası ile yapıldığını, binada yapılanların karşı davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1. İlk Derece Mahkemesince; asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.
4. TEMYİZ
4.1 Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
4.2 Temyiz Nedenleri
4.2.1. Davalı- karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davanın kabulüne yönelik verilen kararı temyiz etmiştir.
4.2.2. Davalı- karşı davacı vekili; davacı yönünden hiçbir bağlayıcılığı olmayan sözleşmelerin iptaline karar verilmesinde davacının bir hukuki yararı bulunmadığını, yüksek miktarda harç ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyanla verilen karara itiraz etmiştir
4.2.3. Davacı- karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; karşı davanın kabulüne yönelik verilen kararı temyiz etmiştir.
4.2.4. Davacı- karşı davalı vekili; karşı davada mahkemece talep dışına çıkılarak tüm binanın davalı- karşı davacıya ait olduğuna dair verilen kararın bozulması gerektiğini, zira davalı- karşı davacının talebinin yalnızca binadaki en üst katın kendisine ait olduğunun tespitinden ibaret olduğunu beyanla mahkeme kararına itiraz etmiştir.
4.2.5. Karşı davanın kabulüne ilişkin kararın davada taraf olmayan diğer mirasçıları da mağdur edeceğini savunmuştur.
5.YARGITAY KARARI
5.1. Asıl dava; noterde resen düzenlenen 31/07/2006 tarih 14824 sayılı ve 24/03/2008 tarih 5334 sayılı taşınmaz mal zilyetlik devir sözleşmelerinin iptali, karşı dava ise muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
5.2. Hemen belirtilmelidir ki; hukuk sistemimizde tekli mülkiyet sistemi geçerli olup, çifte mülkiyete izin verilmemektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 684. maddesindeki düzenlemede; "Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda arzın mütemmim cüz'ü (bütünleyici parçası) olan muhdesatların, TMK' nin 684. maddesi uyarınca zeminin mülkiyetine tâbidir.
5.3. Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK'nin mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK'nın 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
5.4. Somut olayda;
5.4.1 Davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; zilyetliğin devri sözleşmesinin konusu, çekişmeli taşınmazdaki yapıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme gözetilerek taşınmaz üzerindeki muhdesatın zeminden ayrı olarak satılmasının mümkün olmadığı, muhdesatın arza bağlı olarak ancak resmi akitle devredilebileceği, arzdan bağımsız olarak zilyetlik devir sözleşmesinin davacı bakımından bağlayıcılığının olmayacağı, tapulu taşınmazların satışının da ancak resmi şekilde yapılabileceği, bu tür sözleşmelerin adi yazılı şekilde her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu gözetildiğinde, hukuk dünyasında yok hükmünde olan sözleşmenin geçersizliği için ayrıca dava açılmasına gerek yoktur. Bu nedenle mahkemece asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl dava yönünden yapılan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5.4.2. Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede kabule göre de; karşı davacının taşınmazda bulunan 78/D kapı numaralı binanın en üst katına hasreten muhdesatın aidiyetinin tespitine yönelik talepte bulunmasına rağmen mahkemece, tüm binanın karşı davacı ... tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.