Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1370 E. 2021/3148 K. 24.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1370
KARAR NO : 2021/3148
KARAR TARİHİ : 24.11.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 09/04/2012 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16/03/2017 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin babası …’ün 23.06.2011 tarihinde cezaevinde hükümlü iken vefat ettiğini, mirasbırakan …’ün terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, mirasbırakan …’ın Yozgat ili, Kazankaya beldesinde bulunan evini sattığını, muvazaalı satış bulunması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verildiğini, yine mirasbırakanın Yozgat ili, Aydıncık ilçesinde 5500 m2 tarla vasıflı arazisinin bulunduğunu, terekesinin borca batık olmadığını, davacıların ailesinin davalıların bir yakınını öldürüp diğer yakınını da hayatını bir başkasına bağımlı sürdürecek şekilde yaralanmasına neden olduktan sonra ortak yaşadıkları hanelerindeki bütün malları kolluk kuvvetleri ile birlikte yükleyip götürdüklerini, davacıların bu taşınırları mirasbırakanın ölümünden önce ve sonra zilyetliğinde bulundurmalarının mirası kabul anlamına geleceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2014 tarih 2013/19106 Esas ve 2014/16368 Karar sayılı ilamı ile “Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya kapsamından 23.06.2011 tarihinde ölen mirasbırakan aleyhine 02.02.2010 tarihinde Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3063 Esas sayılı ilamlı takip açıldığı ve icra emrinin tebliğiyle kesinleşen takibin halen derdest olduğu, miras bırakan adına kayıtlı iken dava dışı Veli Gündüz’e devredilen 5358 parsele ilişkin olarak eldeki davanın davalıları tarafından açılan tasarrufun iptali istekli Aydıncık Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.06.2004 tarih 2004/11-15 Esas ve Karar sayısı ile muvazaalı satışın iptaliyle, alacaklılara 5358 parselin satış yetkisi verilmesine hükmedildiği saptanmıştır. Öyleyse Mahkemece, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla borç miktarı ve tasarrufun iptali davasının kesinleşmesi halinde bu davaya konu taşınmazın aynı tarihteki değeri tespit edilmeli, tespit edilen borç miktarı ve taşınmaz değeri başka bir değişle terekenin aktifleri ve pasifleri göz önünde tutularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucunda davacıların TMK’nın 610/2. maddesi gereğince terekeye ait malları kabullendikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesi uyarınca, ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar, Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça, yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça, her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava, alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, TMK’nın 610/2. maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçının, mirası reddetme hakkı bulunmadığından, davacı mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince somut olayda; dosya içerisine alınan davacılar vekiline ait vekaletnamede mirasın reddine dair özel yetki içeren vekaletname bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece mirasın reddini içeren özel yetkili vekaletname temin edilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mahkemece muris ile ilgili yapılan araştırma ve inceleme eksiktir. Öncelikle muris …’ın üzerine kayıtlı bulunan aktif ve pasif malvarlığı ölüm tarihi itibariyle araştırılmamıştır. Bunun yanında ölüm tarihi itibariyle muris adına kayıtlı araç bulunup bulunmadığı sorulmamış, muris adına kayıtlı iki adet taşınmaz bulunduğu görülmüş, bu taşınmazlardan Yozgat ili, Aydıncık ilçesi, Deveci mahallesi 308 ada 2 parsel sayılı taşınmazın değeri ölüm tarihi itibariyle belirlenerek terekenin aktifine eklenmemiştir. Murise ait borç miktarı da ölüm tarihi itibariyle sorulmamıştır. Murise ait bütün aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Ayrıca, murisin ölümünden önce davacıların o tarihte sağ olan murise ait eşyaları almaları muris henüz ölmediğinden ve tereke oluşmadığından terekenin benimsenmiş olduğunu göstermez. Dosya kapsamında bulunan davalı tarafın savunma beyanları ile tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere murise ait evdeki eşyaların murisin ölüm tarihinden sonra mirasçılar tarafından alındığı hususunda mahkemeyi kanaate götürecek yeterli delil bulunmamaktadır. Tanık beyanları çelişkili olup, mahkemece tanıklar arasındaki çelişki giderilmeden sonuca varılması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.