YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1461
KARAR NO : 2022/5919
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14/06/2016 tarihinde verilen dilekçeyle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil veya tazminat talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25/02/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11/10/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklaması dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, tüm dosya içeriğine, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 11/10/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
I-Davacı vekili 14.06.2016 tarihli dava dilekçesiyle müvekkili davacı ile davalının kardeş olduklarını, müvekkilinin yurtdışında işçi olarak çalıştığını, İstanbul, Sarıyer Tarabya Mahallesinde bulunan 38 parseli satın aldığını, bu parsele bitişik 59 özel parselin müvekkili adına, 37 ve 60 No.lu özel parsellerin ise davalı adına satın alındığını ancak tapu kayıtlarının davalı adına çıktığını, davacı müvekkilinin parasıyla satın alınan taşınmazlardan 59 sayılı özel parselin müvekkiline devredildiğini belirterek 508 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 59 No.lu asıl parselin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde tazminatının ve rayiç bedelinin tamamını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından satın alındığını, davacının taşınmazda bir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; dava konusu 59 No.lu özel parselasyona konu taşınmazın harici satış senedinin tarafları arasında davacının yer almadığını, davacının inanç ilişkisini yazılı belgeyle de ispatlayamadığını gerekçe göstererek davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuş ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, davacının inanç işlemini yazılı delille ispatlayamadığını gerekçe göstererek istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir.
Davacı taraf temyiz dilekçesinde, tarafların öz kardeş olduklarını, davacının bedelini ödeyerek haricen satın aldığı taşınmazın devri sırasında yurtdışında bulunması nedeniyle müsait olamadığı için, kendi aralarında sorun olmayacağı inancıyla tapunun emaneten davalı üzerine devri konusunda satıcıya talimat verdiğini, dosya kapsamına göre iddialarının ispatlandığını belirterek, ilk derece ve istinaf mahkemesince davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine yönelik aleyhlerine verilen kararların hatalı olması nedeniyle bozulmasını talep etmişlerdir.
II- 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun;
1- “İspat …” kenar başlıklı 189. maddesinin üçüncü fıkrasında, “(3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.”,
2- “Kanunda düzenlenmemiş deliller” kenar başlıklı 192. maddesinde, “(1) Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.”,
3- “Senetle ispat zorunluluğu” kenar başlıklı 200. maddesinde, “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”,
4- “Senede karşı tanıkla ispat yasağı” kenar başlıklı 201. maddesinde, “(1) Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”,
5- “Delil başlangıcı” kenar başlıklı 202. maddesinde, “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”,
6- “Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları” kenar başlıklı 203. maddesinin birinci fıkrasının “a” bendinde “(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir:
a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 189. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bir hususun belirli delillerle ispatını ancak kanun emredebilir.
Bu hüküm uyarınca, içtihadı birleştirme kararı ile dahi bir hususun belirli bir delille ispatı şart koşulamaz, yargılama ispat konusundaki kanun hükümlerine göre yapılmalıdır.
“Mülkiyet hakkına” dayanarak, inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptal davası ile “şahsi hakka” dayanarak inançlı işlem iddiasıyla açılan tapu iptali davası arasında farklılık bulunmaktadır. Şöyle ki, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal davasında, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin önceden davacıda bulunduğu, teminat amacıyla veya başka bir sebeple davalıya devredildiği ve yapılan inanç sözleşmesi gereğince taşınmazın mülkiyetinin davacıya iadesi gerekirken, davalı tarafın bu inanç sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle iadeye yanaşmadığından tapunun iptali ile davacı adına tescili talep edilmektedir. Davacı taraf, mülkiyetinde bulunan taşınmazı resmi akit ile davalıya devretmiş ise senede karşı tanıkla ispat yasağını düzenleyen HMK’nın 201. maddesi nazara alınarak, taraflar kardeş olsalar bile resmi satış sözleşmesinin aksi tanıkla ispat edilemez.
Ancak, resmi sözleşmeye konu olan olayların gerçekte farklı olduğu veya resmi sözleşme dışında, taraflar arasında yapılmış gizli bir inanç sözleşmesi bulunduğu iddia edilir ise bu durumun mevcudiyetini aynı kuvvetteki bir delille, yani “resmi bir sözleşmeyle” ispat edilmesini beklemek hayatın olağan akışına ters düştüğünden, 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıyla, hiç olmazsa bu durumun “yazılı delille” ispatlanabilmesine imkân tanınmıştır. Böylece, resmi sözleşmenin aksini ispat yükü zorlaştırılmamış, aksine kolaylaştırılmıştır.
III- Davacı ile davalı arasındaki akrabalık ilişkisi “kardeş” yakınlığındadır. Davacı vekili, mülkiyeti dava dışı bir kişiye ait iken, satın alma yoluyla davacının kardeşi adına kayıtlı bulunan taşınmazın satış bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, taşınmazın tapudan devri sırasında yurtdışında bulunması nedeniyle davalı kardeşi adına devrine izin verdiğini belirterek, tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi talep etmişlerdir.
Davaya konu olay, “mülkiyet hakkına” dayanmayıp, “şahsi hakka” dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Tapu iptal davasının şahsi hakka dayanması halinde, davalı tarafın iddianın aksini ispat amacıyla senet ileri sürmemesi halinde, HMK’nın 201. maddesi uyarınca bir senedin varlığından ve senede karşı tanıkla ispat yasağından söz edilemeyecektir.
Mahkemece, şahsi hakka dayalı inançlı işlem gerekçe gösterilerek açılan bu davada, her iki tarafın şahitleri dinlenmiştir. Şahsi hakka dayanan ve kardeşler arasında yapıldığı iddia olunan inanç sözleşmesinin şahitlerle de ispatı mümkündür. Mahkemece, dinlenen tanık beyanları değerlendirmeden, sözleşmenin yazılı belgeyle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün bu nedenle bozulması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.