Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1476 E. 2021/2985 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1476
KARAR NO : 2021/2985
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı … aleyhine 04.05.2017 tarihinde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 27.09.2018 günlü hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı vekili; Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ibraz ettiği dilekçesiyle; müvekkilinin de paydaşı olduğu Aksaray ili, Merkez İlçesi, Kurtuluş Mahallesi, 7485 ada, 15 parselde kayıtlı taşınmazın 07/05/2015 tarihinde davalı tarafından 150.000,00TL’ye satın alınmış gibi gösterilmiş ise de gerçekte bu hissenin 40.000,00TL’ye alındığını, önalım hakkını engellemek için tapuda muvazaalı bedel gösterildiğini beyan ederek; davaya konu payın önalım bedelinin 40.000TL olarak tespitiyle bu bedel üzerinden tapu kaydının iptalini ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Davalı vekili; önalım davasının asliye hukuk mahkemesinde açılması gerektiğini belirterek duruşma günü verilmeksizin evrak üzerinden davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur.
Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 17/07/2017 tarihli 2017/432 Esas – 2017/759 Karar sayılı ilamla; “mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli Aksaray Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
Tarafların talebi olmaksızın dosyanın tevzi bürosuna havalesiyle asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi üzerine, Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2017 tarihli 2017/423 Esas -2017/320 Karar sayılı ilamıyla; “6100 sayılı HMK’nun 20. maddesinde belirtilen süre koşuluna ve diğer şartlara uyulmaksızın Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının re’sen mahkemeye gönderilmiş olması nedeniyle, ilgili eksikliklerin tamamlanması da asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girmediğinden işlemlerin tamamlanabilmesi için kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli Aksaray Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
Taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 11.07.2018 tarihli 2018/504 Esas – 2018/1613 Karar sayılı ilamıyla; davacı tarafın bir talebi olmaksızın Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesince dava dosyasının re’sen asliye hukuk mahkemesine gönderdiği, görevli mahkemeye gönderilmesine yönelik talepte bulunmak için tebliğden itibaren tarafların iki haftalık süreleri olduğu halde, 6100 sayılı HMK’nun 20. maddesinde belirtilen süre koşuluna ve diğer koşullara uyulmaksızın, süre henüz dolmadan dosyanın re’sen asliye hukuk mahkemesine gönderildiği, sözü edilen eksikliklerin tamamlanması görevinin görevsizlik kararı veren sulh hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, “dava dosyasının Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine yönelik karar usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf kanun yolu başvuru isteminin esastan reddine” karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 11.07.2018 tarih ve 2018/504 Esas – 2018/1613 Karar sayılı ilamı sonrasında, dosyanın tevzi edildiği Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2018 tarihli 2018/820 Esas -2018/961 Karar sayılı ilamla “HMK. 20/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına” karar verilmiştir.
Davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 04.03.2020 tarih ve 20191/87 Esas – 2020/285 Karar sayılı ilamıyla; davacı ve davalı tarafça iki haftalık yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talepli dilekçe verilmediği, davacı vekilinin bu talebini içeren dilekçesinin 15.12.2017 tarihinde yasal süreden sonra verildiği, sonuç olarak mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; “Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27/09/2018 tarih, 2018/820 Esas – 2018/961 Karar sayılı hükmünde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu isteminin HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş olup temyize konu edilen karar bölge adliye mahkemesinin bu kararıdır.
İncelenen dosya kapsamına göre somut uyuşmazlıkta; açılan davada verilen görevsizlik kararı ve sonrasında verilen davanın açılmamış sayılmasına dair karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesince son olarak başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-3. bendinde “mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması halinde bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği” belirtilmiş, aynı Kanun’un 362/1-c bendinde ise; yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek üzere verdiği kararları ile merci tayinine ilişkin kararlarının temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Öte yandan; özellikle 6100 sayılı HMK’nın temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362/1-b maddesinde ” 4 üncü maddede gösterilen davalar ile (23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan doğup taşınmazın aynına ilişkin olan davalar hariç) özel kanunlarda sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği belirtilen davalarla ilgili kararlar” hükmü uyarınca, sulh hukuk mahkemelerinin istisnai kararları dışındaki kararları bölge adliye mahkemelerince verilen karar üzerine kesinleşir.
Bu maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; 6100 sayılı HMK’da bölge adliye mahkemelerine, dosyayı asıl yetkili ve görevli mahkemeye gönderebilme yetkisini de taşıyan görev ve yetki ile ilgili kesin karar verme ve görev ve yetki hususunda uyuşmazlık çıkması halinde ise bu uyuşmazlığı kesin olarak çözebilme yetkisinin tanındığı görülmektedir. Bu nedenle, görev ve yetki uyuşmazlığının en geç bölge adliye mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği kanunda açıkça öngörüldüğünden ve özellikle 362/1-b bendi hükmü de gözetildiğinde sulh hukuk mahkemesinin “davanın açılmamış sayılmasına” yönelik kararı üzerine bölge adliye mahkemesince verilen “esastan ret” kararı kesin nitelikte olup, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz dilekçesinin REDDİNE, kararın bir örneğinin İLK DERECE MAHKEMESİNE, dosyanın kararı veren BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE gönderilmesine, peşin yatırılan harcın temyiz edene iadesine, 11.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.