Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1665 E. 2021/3548 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1665
KARAR NO : 2021/3548
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.05.2017 tarihinde verilen dilekçeyle vakıf şerhinin terkini talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.06.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
1.DAVA
1.1. Davacı vekili, Nilüfer Belediye Encümeninin 28/09/2016 tarih ve 2016/1257 sayılı kararı ile imar planında ticaret alanında kalan Ahmetyesevi Mahallesi, 2694 ada 12 parsel sayılı 1.593,96 m²’lik arsadaki Nilüfer Belediyesine ait 760,10 m²’lik 1144/2399 hissesinin satılmasına karar verildiğini, taşınmaz tapu kaydı üzerinde Ebu İshak Kazruni Vakfı şerhinin bulunduğunu, şerhin terkini için 2016 yılı emlak beyan değerinin % 10’una tekabül eden 20.520,05TL’nin yatırılmasına rağmen terkin işleminin yapılmadığını, davalı kurumun taviz bedelinin satış bedeli üzerinden hesaplama yapılmasını istediğini, davalı kurumun bu talebinin hukuka uygun olmadığını belirterek Ahmetyesevi mahallesi, 2694 ada 12 parsel sayılı 1.593,96 m²’lik arsadaki Nilüfer Belediyesi’ne ait 760,10 m²’lik hisse üzerindeki Ebu İshak Kazruni Vakfı şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.CEVAP
2.1. Davalı vekili, zaman aşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, paylı malikler arasında satış işleminin bittiği iddia edildiğine göre davayı tapuda tescili isteyen yeni malik olan paydaşın açabileceği, yani davacının herhangi bir hukuki menfaatinin olmadığını, 762 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren vakıf taşınmazlarının icareteyn ve mukataaya bağlananların tasfiyesi için 27, 28, 29 ve 30. maddelerindeki hükümler getirildiğini, vakıf kökeninden gelen taşınmazların mülke dönüşümü ve mutasarrıfına intikali için alınan taviz bedeli, icare ve mukataa karşılığı olup bedel ödenmedikçe o mal üzerinde temliki tasarrufların 2762 sayılı Kanunun 30. maddesi gereğince Tapu Sicil Müdürlüğünce devir ve temlike konu edilmesinin yasaklandığını yine dava konusu taşınmazın sadece aşar ve rüsumatı vakfedilmiş tahsisat kabilinden yerler olsa bile gerek kanun hükümleri ve gerekse ilmi ve kaza-i içtihatlar icabı mahlulat bedeli vakfına ait olacağından taviz bedeli ödenmeden vakıf kaydı terkin edilemediğini, 27/02/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanunun 19. maddesi gereği Taviz bedelleri, yapılacak tebligat üzerine altmış gün içerisinde peşin olarak ödenebileceği gibi eşdeğer bir taşınmazla takas edilebilir veya yarısı peşin, kalanı bir yılda beş eşit taksitte ödenebileceğini, davacı tarafın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini savunmuştur.
3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1. Mahkemece; davaya konu Ebu İshak Kazuridi Vakfının Vakıflar Kanununun 18. maddesi uyarınca taviz bedeline tabi olmayan vakıflar arasında olduğu, vakıf şerhinin kendiliğinden hükümsüz kaldığı ve taşınmazın tapu sicilindeki Vakıf şerhinin terkini gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, taşınmaz üzerinde davacı belediyeye ait 1144/2399 pay üzerindeki Ebuishak Kazuridi Vakfına ait şerhin terkinine karar verilmiştir.
4. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
4.1. Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi davalı vekilince talep edilmiştir.
4.2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesi ile tapu kayıtlarında icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyeti ve tasarrufundaki taşınmazların taviz bedeline tabi tutulduğunu, ancak miri araziden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar için taviz bedeli alınmayacağının hükme bağlandığını açıklamıştır.
4.3. Kararda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353-(1)-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. TEMYİZ
5.1. Davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
5.2 Temyiz Nedenleri
5.2.1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece hatalı bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece 01/11/2017 tarihli duruşmada verilen ara karar gereğince dosya “davaya konu vakfın türünün belirlenerek, dava konusu taşınmazda vakfın bir hakkı kalıp kalmadığı taviz bedeli ödenip ödenmeyeceği, vakıf şerhinin doğrudan kaldırılmasının gerekip gerekmediği” hususlarında rapor hazırlanmak üzere bilirkişiye tevdi edildiğini, mahkemece bilirkişiden istenen bu hususların davada ileri sürülen taleplerden olmadığını, bu hususun 6100 sayılı HMK’nın “Tasarruf ilkesi” başlıklı 24. maddesine, “Taraflarca getirilme ilkesi” başlıklı 25. maddesine ve “Taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, zira davaya konu anlaşmazlık hususunun Vakıflar Yasasının 18. maddesinde düzenlenen taviz bedelinin bu maddenin hangi fıkrasına göre tahsil edileceğine, tavize tabi olup olmadığına ilişkin olmadığını, bu hususun davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde ayrıca ön inceleme tutanağında da açıkça belirtildiğini ileri sürmüştür.
5.2.2. Davalı vekili, bilirkişi tarafından dava sanki bir istirdat davası imiş gibi vakıf şerhinin tavize tabi olup olmadığının incelendiğini, oysa davaya konu husumetin taşınmaz üzerindeki “Ebu İshak Kazuruni Vakfı” şerhinin davacı … tarafından taviz bedeli ödendiği için kaldırılmasına ilişkin olduğunu, işbu şerhin kaldırılabilmesi için Vakıflar Yasasının 18. maddesinde düzenlenen taviz bedelinin ödenmesinin gerektiğini, anılı maddede taviz bedelinin nasıl ödenmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini, bu hüküm gereği Belediyece taviz bedelinin tamamı ödenmediği için tapudaki vakıf şerhinin de terkin edilmediğini beyanla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
6.YARGITAY KARARI
6.1. 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesi hükmü gereğince; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir.
6.2. Yasanın 3. maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf; zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
6.3. Hukuki sebep
6.4. Somut olaya gelince; üzerinde bulunan vakıf şerhinin terkin edilmesi talebiyle dava konusu edilen 2694 ada, 12 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1144/2399 pay, davacı tarafından 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 30. maddesi kapsamında 16.10.2019 tarihinde davalıya tapuda devir ve temlik edilmiş, tapu kaydındaki Ebu İshak Kazuruni Vakfı şerhi ise resen terkin edilmiştir.
6.5. Bu durumda davacının taşınmazda dava devam ederken payı ve terkin edilmesi istenen vakıf şerhi kalmadığından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 373/1. maddesi gereğince Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 07/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.