Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1729 E. 2021/3746 K. 09.12.2021 T.

Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 11:23


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1729
KARAR NO : 2021/3746
KARAR TARİHİ : 09.12.2021

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22/03/2011 gününde verilen dilekçe ile İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 07/09/2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, İİK'nın 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak açılan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmazlarla ilgili davalı borçlu ... tarafından aynı mahkemenin 2009/847 Esas sayılı dosyasıyla açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu belirterek derdestlik itirazında bulunmuş; ayrıca muris tarafından düzenlenen vasiyetnamelerin tenfizi istemiyle müvekkillerince açılmış olan davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlarla ilgili yine ortaklığın giderilmesi istemiyle aynı mahkemede açılan derdest davaların bulunmakta olup en eski tarihli davanın 2009/847 Esas sayılı dosyasında görülmekte olduğu gerekçe gösterilerek, davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Borçlu ortağın alacaklısı, İcra Hakimliğinden İİK’nın 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak, elbirliği mülkiyetine konu ve borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Paylı mülkiyette ise borçlu payının satışı mümkün olduğundan, ortaklığın giderilmesi davası açamaz.
Elbirliği mülkiyetine konu ve borçlunun ortağı olduğu taşınmazlar için açılan ortaklığın giderilmesi davalarında, borçlu ortak dahil tüm ortakların davaya dahil edilmeleri zorunludur.
Borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan davada, birden fazla taşınmaz dava konusu edilmiş ise icra takibine konu borç miktarına göre, dava tarihi itibariyle taşınmazlardan borçlu ortağın payına düşecek değerin tespit edilerek, borca yetecek miktarda taşınmazın ortaklığının giderilmesine karar verilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddedilmesi gerekir.
Bununla birlikte, 6100 sayılı HMK'nın "Dava Şartları" başlıklı 114/1. maddesinin (ı) bendine göre aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartlarından olup, aynı Kanunun 115/2. maddesi uyarınca da mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vermelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu ... aleyhinde Söke İcra Müdürlüğünün 2009/1670 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde, borçlunun murisi İhsan Özsürücü’den davalı mirasçılarına intikal eden 84 adet taşınmaz üzerine haciz konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine davacı alacaklı vekilince, İİK’nun 121. maddesi gereği icra mahkemesinden yetki alınmak suretiyle dava konusu taşınmazlardaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazların elbirliği mülkiyetine konu olup, borçlu ...’nün de elbirliği ortaklarından biri olması nedeniyle davacının, alacağına kavuşabilmek için taşınmazlardaki ortaklığın giderilmesi istemiyle bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Öte yandan, davalı borçlu ... tarafından, aynı taşınmazlarla ilgili olarak diğer elbirliği ortakları aleyhine 08.12.2009 tarihinde aynı mahkemenin 2009/847 Esas sayılı dosyası üzerinden ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, bunun yanı sıra borçlu ortağın alacaklısı olan dava dışı üçüncü şahıslar tarafından İİK’nın 121. maddesi uyarınca açılan üç adet ortaklığın giderilmesi davasının daha bulunduğu; mahkemece, borçlu ortağın diğer alacaklılar tarafından açılan 2011/229 Esas, 2012/570 Esas ve 2012/413 Esas sayılı bu davaların, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan 2009/847 Esas sayılı dava ile birleştirildiği ve yapılan yargılama sonunda mahkemenin 12.06.2014 tarihli ve 2014/359 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan iş bu ortaklığın giderilmesi davasının da en eski tarihte açılan 2009/847 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilerek görülmesi ya da işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş; bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 09.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.