Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1793 E. 2022/6458 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1793
KARAR NO : 2022/6458
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.01.2017 tarihinde verilen dilekçeyle satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.02.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davanın reddine dair verilen kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01.11.2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … …. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenin sözlü açıklaması dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, 29139 ada 1 parsel C2 Blok 5. kat 23 No.lu bağımsız bölüm ve aynı yerde 11. kat 47 No.lu bağımsız bölüme ilişkin davalı ile arasında 28.05.2014 tarihli satış vaadi sözleşmeleri bulunduğunu, sözleşmelerde belirtilen bedelleri ödediğini, taşınmazların kendisine devredilmediğini belirterek taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini, bu olmazsa rayiç bedellerinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini, bu da olmazsa 200.000,00 TL’nin sözleşme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeden haberi olmadığını, sözleşmeyi vekaleten dava dışı …’nın yaptığını, dava konusu parseldeki 468 konutun inşaatını eşi …’ın yaptırdığını, davacının bu projede temelden iki daire satın aldığını, bu şekilde eşi ile tanıştığını, bir ara eşinin cezaevinde olması nedeniyle inşaat işleriyle … ve davacının ilgilendiğini, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, bu durumu davacının da bildiğini, iyi niyetli olmadığını, sözleşmelerde belirtilen bedelleri davacının ödemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davalının verdiği vekaletnamenin usüle uygun olduğu, sözleşme tarihi itibariyle vekilin azledilmediği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 29139 ada 1 parsel, C2 Blok, 11. Kat, 47 bağımsız bölüm sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, aynı yer 23 bağımsız bölüm sayılı taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil isteminin reddine, bu taşınmazla ilgili davacının diğer istemine ilişkin olarak 195.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacının ve dava dışı vekil …’nın davalının eşine ait inşaatın işlerini birlikte yürüttükleri, bu nedenle vaat alacaklısı davacının vaat borçlusu davalının gerçek iradesinin bilinmesi gereken kişi olduğu, davalıya herhangi bir ödeme yapıldığının ispat edilemediği, taşınmazın gerçek değerinin yarısı değere satış vaadinin gerçekleştirildiği, vekil …’nın bizzat beyanına göre satışın bedelsiz yapıldığı, vekaletnamede satış parasının inşaat işlerinde kullanılması için yetki verilse de satış vaadi sözleşmesinde yazılı satış parasının inşaat işlerinde kullanıldığı yönünde davacı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı, sözleşmenin vekaletin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştiği, sözleşme davalı vaat borçlusunun gerçek iradesini yansıtmadığından davalıyı sözleşme ile bağlı saymak olanağının olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlemesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Somut olayda ; davalı … vekili … ile davacı … arasında düzenlenmiş 28.05.2014 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılarak tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat talebinde bulunulmaktadır. Sözleşmenin yapıldığı sırada vekalet ilişkisi sona ermedikçe yapılan satış vaadi sözleşmesi geçerlidir. Sözleşme tarihinde davalı … ile … arasındaki vekalet ilişkisi devam etmektedir.
Davacının ve dava dışı vekil …’nın, davalının eşine ait inşaatın işlerini birlikte yürüttükleri ileri sürülmüş ise de, bu husus tek başına satış vaadi sözleşmesinde vaat alacaklısı olan davacı ile satış vaadi sözleşmesinin borçlusu olan davalının vekil tayin ettirdiği …’nın danışıklı işlem yapıldığını kanıtlamaya yeterli değildir. İstinaf dairesi, davacı ile vekilin el ve işbirliği içinde hareket ettiğine yönelik olarak; davalıya sözleşmeden dolayı herhangi bir ödeme yapılmadığını kabul etmektedir. Resmi şekilde yapılan sözleşmede bir bedel gösterilmiş, bedelin vekile ödendiği belirtilmiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçeleri süresinde olmadığı gibi, cevapta bedelin ödenmediği savunulmamıştır. Bunun yanında cevap dilekçesinde herhangi bir delile de dayanılmamıştır. Daha sonra verilen dilekçelerde, bedelsizlik iddia edilmiş ve tanık dahil deliller bildirilmiş ise de, HMK’nın 141. maddesi gereğince savunmanın genişletilmesi nedeniyle mümkün değildir. Tanık deliline dilekçelerde açıkça dayanmak gerekmektedir. Dilekçeler aşamasında, tanık deliline dayanmayan tarafa mahkemece delil göstermek için verilen süre bir sonuç doğurmayacaktır. Zira taraflarca dayanılmayan delilin sunulması için mahkeme tarafından verilen sürenin bir önemi de bulunmamaktadır.
Mahkemece, 27.03.2018 tarihindeki celsede tahkikatın tamamlandığı, sözlü yargılama yapılacağı kararlaştırılmış, sonra bu ara karardan vazgeçilerek, tahkikata devam olunmuştur. Davalı tarafça usulüne uygun yapılmış ıslah olmadığı gibi, tahkikatın tamamlanmasından sonra yapılacak ıslah, HMK’nın 177/1. maddesi gereğince geçerli değildir.
Davacı hakkında yapılan şikayetler, kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde tamamlanmıştır.
Tarafların usule uygun olan dilekçeleri ve geçerli deliller gözetildiğinde, davacının, sözleşmeyi gerçekleştiren vekil ile muvazaaya dayanan el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğine dair geçerli ve yeterli delil bulunmadığından, istinafın ilgili dairesinin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/2. maddesi gereğince dosyanın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 8.400,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.