Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/1895 E. 2022/234 K. 10.01.2022 T.

Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 16:03


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1895
KARAR NO : 2022/234
KARAR TARİHİ : 10.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
...

Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

I-7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.
a)Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.
b)Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır.
II-Tebligat Kanununun 25. maddesinde ise yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre, yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Kanunun 25/a maddesine göre de kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
1-Davalı ...’a gerekçeli karar tebliğinin yapılmadığı; davalılar ... ve dahili davalı ...’ye yapılan gerekçeli karar tebliğlerinin TK m.21/1 uyarınca yapıldığı ancak tebligat parçalarından muhatapların adreslerinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığı anlaşılamadığından usulsüz olduğu,
2-Öte yandan, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a yapılan gerekçeli karar tebliğlerinin TK'nın 10/2. maddesi gözardı edilerek ve yasal şartları oluşmadan, doğrudan doğruya TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinden usulsüz olduğu,
3-Bunun yanı sıra, davalı ...’ın ‘’...’’ adresine gerekçeli karar tebliği çıkarılmış, Frankfurt Başkonsolosluğu’nun 24.08.2020 havale tarihli yazı cevabında; davalı ...’a TK m.25/a uyarınca yapılan gerekçeli karar tebliğinin iadeli taahhütlü olarak ...’ın adresine gönderildiği ancak muhatabın bildirilen adreste ikamet etmediği gerekçesiyle Başkonsolosluğa iade edildiği bildirilmiştir. Davalı ...’ın ‘’...’’ adresinde ikamet etmediği, davalı ...’ın mernis sisteminde diğer yurtdışı ikametgah adreslerinin bulunduğu anlaşıldığından, söz konusu bu adreslere tebliğ çıkarılması gerekirken gerekçeli kararın tebliğ edilmemesinin usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yukarıda adı geçen davalılara 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararların tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklenildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 10.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.