YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2634
KARAR NO : 2023/238
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat Ahmet Haklıgör geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazın 190 m²’sinin davalıların murisi tarafından 10.10.1992 tarihinde davacıya adi yazılı senetle satılarak bedelinin alındığını, davalıların gerçek dışı beyanla bu yeri kendi adlarına tescil ettirdiklerini belirterek, 190 m²’sinin davacı adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asiller cevap dilekçesinde; taşınmazın tamamının kendilerine ait olduğunu, davacının hiçbir hakkının olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2017/175 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararı ile; davalıların murisi ile davacı arasında yapılan sözleşme geçerlilik şartı olan resmî şekle uygun olmadığından bu talebin dinlenilme olanağının bulunmadığını, geçerli bir sebep olmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesinin denkleştirici adalet ilkesine dayandığını belirterek, davacının alacak talebinin kısmen kabulüne, 12.102,02 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin taraflarca itiraz edilmeyen 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen değere itibar etmeyip yeni bir bilirkişi raporu ile dava taleplerinin içinde olmayan davalılar miras bırakanına ödenen paranın yeni TL’ye göre denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenmesi yönünde verilen ve taraflarca da itiraz edilen 30.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 21.01.2021 tarih ve 2021/83 Esas, 2021/11 Karar sayılı kararı ile davacının resmî biçimde yapılmış geçerli bir sözleşmeye dayanmadığı anlaşılmakla tapu iptali ve tescil isteminin reddine ilişkin hükümde bir yanılgı bulunmadığı, bedel istemi yönünden yapılan incelemede de taraflar arasında akdedilen harici sözleşmede satış bedelinin 15.000.000 ETL olarak belirlendiği ve paranın tamamının alıcı tarafından alındığı, hüküm altına alınan bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre (enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, asgari ücret artışları gibi ekonomik etkenlerin ortalamaları esas alınarak) uzman bilirkişi raporu ile hesaplandığı, hesaplamada esas alınan kriterlerin denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplamaya uygun olduğu, bilirkişi raporunun gerekçeli denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşmalı olarak temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalarının tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki değerinin faiziyle tahsiline karar verilmesine ilişkin olduğunu, Mahkemenin taleple bağlılık ilkesine uymadığını, davalılar tarafından itiraz edilmeyen ilk bilirkişi raporuna göre taşınmaz değerinin 228.000,00 TL olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedelin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetinin naklinin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için sözleşmenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 70 inci; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237 nci; 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddeleri uyarınca resmî biçim koşuluna uyularak yapılması zorunludur.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre; “Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
4. 10.07.1940 tarih ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; “…Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Buna göre, davacı tarafından bedelin ödeme tarihinden itibaren ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, döviz kurları, altın, memur maaşı ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri unsurların ortalamaları alınmak suretiyle denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihine kadar ulaşacağı alım gücünün saptanması gerekir.”
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacılar vekili 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmemesine itiraz etmiş ise de, gayrimenkul değerleme uzmanının 06.08.2019 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla değerinin 228.000,00 TL olduğu belirlenmiş, tazminat talebine ilişkin bir hesaplama yapılmamıştır. Bu nedenle Mahkemece daha sonra hesap uzmanı bilirkişiden alınan 30.01.2020 tarihli rapora itibar edilerek, geçersiz sözleşmeye göre ödenen 15.000.000 ETL’nin denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenen ve dava tarihindeki değeri olan 12.102,02 TL’nin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.