YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2803
KARAR NO : 2021/3561
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26/10/2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21/12/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava kadastral mülkiyet durumunun ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili, 1302 (1025) parsel sayılı taşınmazın 7,46 m²’lik kısmının, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu halde Adana Büyükşehir Belediyesi adına ihdasen tescil edilerek, adı geçen belediyece yapılan imar uygulaması sonucu kamu alanında kullanılmak üzere terkin edildiğini, bu ihdas parselinin anılan miktarı üzerine de 5416 ada 9 sayılı imar parselinin oluşturulduğunu; ancak, belirtilen şuyulandırma işleminin ve öncesinde aynı bölgede Seyhan Belediyesince yapılmış olan 37 No’lu imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptal edildiklerini ileri sürerek tapu iptali ve hazine adına tescil ile tapu kayıtlarının eski hale iadesinin sağlanmasını istemiştir.
Davalı belediyeler vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.12.2015 tarihli, 2015/11554 esas, 2015/11172 karar sayılı ilamıyla “…Çekişme konusu alanın niteliğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmediği, 775 sayılı Yasanın 3/2. maddesi uyarınca araştırma yapılarak çekişme konusu alanın Belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı tespit edildikten sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ikinci hükümde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı … vekili ve davalı … vekili temyizi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.03.2020 tarihli, 2018/2223 esas, 2020/2535 karar sayılı ilamıyla; ”…Dava konusu uyuşmazlık, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesinde 20.02.2020 tarihinde yapılan yasa değişikliği uyarınca davanın reddine, davalılar lehine 1.740,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı … Belediyesi vekilli temyiz etmişlerdir.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı … vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda; dava konusu 1302 (1025) parsel sayılı taşınmaz davalı … Belediyesi ve davalı … Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı Belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Davacının dava açma tarihinde kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi gereği davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile davalı … Belediyesi sınırlarına dahil olan davalı … Belediyesinin sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmiş ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının;
1) Yedinci bendinin çıkarılarak yerine “Davalı … Belediyesi tarafından karşılanan 210,40TL yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına”
2) Dört, Beş ve Altıncı bentlerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 08.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.