Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/3090 E. 2023/848 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3090
KARAR NO : 2023/848
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalı vekilleri Av. … ve Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 14.02.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1/50 payının bulunduğu 5069 parsel sayılı taşınmazın önceki paydaşı ….’ın taşınmazdaki 48/50 payını 07.07.2015 tarihinde 741.000,00 TL bedelle davalıya sattığını ancak, müvekkiline satışla ilgili noter bildirimi yapılmadığını ileri sürerek önalım hakkı nedeniyle dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın sadece %2’lik kısmı davacıya ait olup geri kalan kısım için önalım hakkının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, ayrıca taşınmazda fiili taksim bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi, keşif sırasında dinlenen tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne ve 5069 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 48/50 payın iptali ile davacı adına tesciline; karar kesinleştiğinde mahkeme veznesine depo edilen 741.100,00 TL satış bedeli ile 14.822,00 TL tapu masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı hakkında taşınmazın diğer paydaşlarının imzalarını taklit suretiyle sahtecilik iddiasıyla uygulanan idari yaptırım kararı ve açılan ceza davasının mahkemece değerlendirilmediği; dava konusu payın müvekkiline satışından önce davacıya teklif edildiğini ancak, davacının teklifi reddetmiş olup aradan bir yıldan fazla süre geçtikten sonra iş bu davayı açmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, taşınmazda davacının ve payını davalıya satan önceki paydaşın kullandığı kısımların ayrı olduğunu, payı satın aldıktan sonra da müvekkilinin taşınmazı fiili taksime uygun olarak kullandığını, fiili taksim nedeniyle önalım hakkının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, Mahkemece yapılan keşifte sadece fen bilirkişisinin hazır bulunduğunu ve raporunda, taşınmazın içinde tarafların paylarına düşen kısımları ayıran su yolunun doğal olarak oluştuğunun ve taşınmazın bir bölümünün zirai faaliyete uygun olmadığının bildirildiğini ancak, bu hususların ziraat mühendisinin uzmanlık alanına girdiğini, bu nedenle raporun hukuken kabul edilebilir olmadığını, Mahkemece eksik inceleme yapılarak karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında taşınmazın diğer paydaşlarının imzalarını taklit suretiyle sahtecilik iddiasıyla uygulanan idari yaptırım kararı ve açılan ceza davasının, taşınmazda iddia edilen fiili taksim olgusunu ispata yarar delil niteliği taşımayacağından Mahkemece celp edilerek değerlendirilmemiş olmasının sonuca etkili olmayacağı belirtilerek davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı,

2. Tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, dava konusu taşınmazdaki 1/50 hissesine düşen kısmın 2.151,02 m² olduğu, davalı vekili tarafından fiili taksim sınırı olduğu iddia edilen ve 14.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide görülen kısmın “su yolu” şeklinde doğal olarak oluştuğu, fiili taksim sınırı olmadığı, yine davalı vekili tarafından fiili taksimle davacı tarafından kullanıldığı iddia edilen ve 14.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 12.200 m² kısmın ise zirai faaliyete uygun olmadığından kullanılmadığı, bu kısım dışında kalan taşınmaz bölümünün bir bütün olarak kullanıldığı, taşınmazda davacı ile davalının bayii Tevfik Serdar Oktay tarafından fiilen kullanılan alanların bulunmadığı anlaşılmış olup İlk Derece Mahkemesinin fiili paylaşıma ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı,

3. Somut olayda, tapuda gösterilen satış bedelinin 741.100,00 TL; devirde alıcıya düşen masrafın ise 40.822,00 TL tapu harcı olmak üzere toplam önalım bedelinin 781.922,00 TL olup bu bedel üzerinden davacı tarafa önalım hakkının kullandırılması gerekirken, Mahkemece 714.100,00 TL tapuda gösterilen satış bedeli ile nasıl tespit edildiği anlaşılamayan 14.822,00 TL olmak üzere toplam 755.922,00 TL bedel üzerinden davacı tarafa önalım hakkının kullandırılması doğru değil ise de davalı tarafından istinaf konusu yapılmadığından, bu hususa değinilmekle yetinildiği gerekçe gösterilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu payın müvekkiline satışından önce davacıya teklif edildiğini ancak, davacının teklifi reddetmiş olup aradan bir yıldan fazla süre geçtikten sonra iş bu davayı açmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, taşınmazda davacının ve payını davalıya satan önceki paydaşın kullandığı kısımların ayrı olduğunu, payı satın aldıktan sonra da müvekkilinin taşınmazı fiili taksime uygun olarak kullandığını, fiili taksim nedeniyle önalım hakkının ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, Mahkemece yapılan keşifte sadece fen bilirkişisinin hazır bulunduğunu ve raporunda, taşınmazın içinde tarafların paylarına düşen kısımları ayıran su yolunun doğal olarak oluştuğunun ve taşınmazın bir bölümünün zirai faaliyete uygun olmadığının bildirildiğini ancak, bu hususların ziraat mühendisinin uzmanlık alanına girdiğini, bu nedenle raporun hukuken kabul edilebilir olmadığını, Mahkemece eksik inceleme yapılarak karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunup bulunmadığı, Mahkemece fiili taksim savunmasına yönelik yeterli inceleme ve araştırma yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.