YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3524
KARAR NO : 2022/80
KARAR TARİHİ : 04.01.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
…
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/12/2015 tarihinde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil isteminin ise kısmen kabulüne dair verilen 14/05/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalının dava konusu 417 ada 2 parsel üzerindeki 5 nolu daireyi 10/09/2015 tarihinde davacıya satmasına rağmen tahliye etmediğini belirterek davalının müdahalesinin men’i ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000TL ecrimisilin davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın haksız iktisabı nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalının 417 ada 2 parselde kayıtlı parsel üzerinde bulunan 5 nolu daireye yaptığı müdahalenin men’ine, ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile, 5.333,33TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu kez davalı vekili süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Dava; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları; geri dönülmez sonuçlara yol açtığından “kal” talebinin bulunması halinde ancak tapu iptal ve tescil davalarının bekletici mesele yapılabileceği yönündedir.
Somut olaya gelindiğinde; dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup kal talebi içermemekteyse de taraflar ( ve dava dışı kişiler) arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında 26/12/2017 tarihli celsede ilk kararın verilmesi, mahkemece 18/12/2018 tarihli celseye kadar tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılmış olması, tapu iptal ve tescil davasının hile ve korkutma (ikrah) hukuksal nedenlerine dayalı olarak açılmış olup tapu kaydının iptal edilmesi halinde geçmişe etkili sonuç doğurması ve (UYAP’tan yapılan incelemede) Yargıtay incelemesinde (son aşamada) bulunması gözönüne alındığında, mahkemece tapu iptal ve tescil davasının geldiği aşama itibariyle bekletici mesele yapılarak, kesinleştikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır.
O halde, mahkemece taraflar (ve dava dışı kişiler) arasında görülmekte olan tapu iptal ve tescil davasının geldiği aşama itibariyle bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine; karardan bir örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 04/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.