Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/3820 E. 2021/2928 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3820
KARAR NO : 2021/2928
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.08.2016 tarihinde verilen dilekçeyle ecrimisil ve alacak talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın davalı … yönünden kısmen kabulü ile 2.922,75TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve 10.610,00TL alacağın 18.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; davanın davalı … yönünden reddine dair verilen 15.05.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi taraf vekillerince talep edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesince davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, davalı … hakkındaki davanın HMK’nın 114/1-d. maddesi gereğince usulden reddine; davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile toplam 16.478,30TL ecrimisilin dava tarihinden; 2.652,50TL elektrik kullanım bedelinin 18.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ayrı ayrı davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR

Dava, ecrimisil ve alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalıların 518 parsel sayılı taşınmazın hisseli malikleri olduklarını, taşınmazın tamamının tek başlarına davalıların fiili egemenliği altında olup onlar tarafından yararlanıldığını, müvekkilinin açtırmış olduğu kuyu suyunun kullanıldığını, yaptırılan evde yıllardan beri oturulduğunu, müvekkilinin bu taşınmazı satın aldığında kendi adına elektrik aboneliğini yaptırdığını, davalılar tarafından kullanılan elektrik faturalarının da ödenmediğini, ödenmeyen elektrik borcunun Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine Anamur İcra Müdürlüğünün 2013/1909 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine konulması üzerine durumdan haberdar olunduğunu, 18/12/2014 tarihinde 10.610,00TL ödemek zorunda kalındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davalılar tarafından kullanılmış olup cebri icra ile müvekkili tarafından ödenmiş bulunan 10.610,00TL elektrik bedelinin ödeme tarihi olan 18/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk kararda:”…taşınmaz davacılar ve davalılar arasında paylı mülkiyet hükümlerine tabi olup, intifadan men koşulunun aranacağı açıktır. Öncesi için davalılara taşınmazları boşaltmaları hususunda bir uyarı yapılmamış ise de ortaklığın giderilmesi davası ile ecrimisilden sorumlu olacakları kuşkusuzdur. Dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından dava konusu taşınmazda fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, çekişmeli taşınmazda davacı tarafın kullanabileceği tarıma elverişli boş bölümler bulunduğu, yine alacak davası yönünden de davacı tarafın taşınmazda adına kayıtlı elektrik aboneliğinden davalıların yararlandıklarını ispat edemediği…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında görülen dava dosyalarının celbi, tarafların ecrimisil talep edilen dönemdeki yerleşim yeri adreslerinin temini ile davaya konu edilen taşınmazın idari adresinin tespiti, dava konusu eve ait taraflar adına ayrıca elektrik aboneliği var ise 2008 yılından itibaren tümünün celbi, gerektiğinde davalı tanıklarının, tarafların evi kullanım şekli ve süresi hakkında ayrıntılı bilgilerine başvurulmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; mahkemece, davanın davalı … yönünden kısmen kabulü ile 2.922,75TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve 10.610,00TL elektrik borcunun 18.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan tahsili ile davacıya ödenmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine; davanın davalı … yönünden reddine karar verilmiş; taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuş; Bölge Adliye Mahkemesince:”…Öncelikle dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacı tarafın tanık dinletmekten vazgeçtiği ve davacı vekilinin istinaf sebepleri de dikkate alındığında davalı …’in, Ankara ilinde yaşadığı ve davaya konu taşınmazda bir tasarrufu bulunmadığından hakkındaki davanın, pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği; davalı …’nin ise taşınmaz üzerindeki evde ikamet ettiği ve yukarıda sözü edilen ilk davanın dava dilekçesinin tebliğ edildiği 19.09.2009 tarihi itibarıyla intifadan men koşulunun oluştuğu, bundan önce evi haksız ve kötüniyetle işgal ettiğinin ispatlanmadığı; Zirai arazi yönünden, davalı …’nin çilek ziraatine 2015 yılında ve keşfen belirlenen (B) harfi ile gösterilen alanda başladığı, ilk açılan davanın red sebebi de göz önünde bulundurulduğunda bundan önceki dönemde arazinin tümünü zaptettiği, davacının payına karşılık kullanabileceği alan bulunmadığının davacı tarafça ispat edilemediğinden sadece bu alan için ve davacının payı oranında ecrimisile hükmedilmesi gerektiği; bunlara göre, davacı vekilinin bilirkişi raporunda süre olarak 5 yıllık için yapılan hesaplamaya bir itirazının bulunmaması da dikkate alındığında davalı …’nin, ev için toplam belirlenen 11.543,00TL den davacının tapu payı olan ½ oranında 5.771,50TL ecrimisilden sorumlu olduğu; zirai arazi yönünden bilirkişi raporunda her ne kadar ilk bakışta davacının payına karşılık kullanabileceği bir alan bulunmakta ise de; taşınmazın tarım arazisi olma niteliği de dikkate alındığında iki adet sondaj kuyusunun davalının işgalinde olan (B) harfi ile gösterilen alanda olması, yine bu alanın taşınmazın ortasında bulunması karşısında somut olayın özelliğine göre, davacının payına karşılık kullanabileceği alanın bulunduğunu ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılmasına yol açacağından davalının ecrimisilden sorumlu olduğu; dosya kapsamındaki çiftçi kayıt sistem belgesindeki ekim-dikim-hasat tarihleri ve bilirkişi raporundaki veriler gözetilerek hesaplama yapıldığında: 11.600 m2 (x) ½ (x) 1.846,00 TL./da = 10.706,80TL ecrimisile hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı, her ne kadar abone olarak tahakkuk eden elektrik bedellerinden sorumlu ise de; elektrik Dağıtım Şirketine ödediği bedeli elektrik enerjisini kullanan fiili kullanıcıdan rücu hakkı bulunmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ile olayın gelişim biçiminden davalı …’nin, davaya konu taşınmazdaki ağaçları, kurulu bulunan damlama sulama sistemi ile sulayarak baktığı, bunu da doğal olarak davacının tarımsal abonesi olduğu sondajdan yaptığı açıktır. Hal böyle olunca taşınmazda ¼ paydaş olan davalının, TMK’nun 684. maddesi uyarınca mütemmim cüz niteliğindeki ağaçların, mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde de aynı oranda hak sahibi olması karşısında elektrik sarfiyatından sorumluluğunun da aynı oranda olacağı kabulüyle davacıdan tahsil olunan elektrik kullanım bedelinden 2.652,50TL’yi davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi; son olarak, hakkındaki dava usulden red edilen davalı … lehine maktu avukatlık ücreti takdiri gerektiğinden.” gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının, kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, davalı … hakkındaki davanın HMK’nın 114/1-d. maddesi gereğince usulden reddine; davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile toplam 16.478,30TL ecrimisilin dava tarihinden; 2.652,50TL elektrik kullanım bedelinin 18.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ayrı ayrı davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
1)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince, dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların eski 518 parsel sayılı, 26.130,12 metrekare alanlı, tarla vasıflı; yeni 168 ada, 3 parsel sayılı, 27.120,27 metrekare alanlı dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, taraflar dışında paydaş bulunmadığı, yapılan keşif neticesinde düzenlenen 25.04.2017 tarihli bilirkişi heyet raporu ve ekindeki krokiden, dava konusu taşınmazda davalı …’nin, (B) harfi ile gösterilen örtü altı çilek yetiştiriciliği yapılan 11600 metrekarelik ve kimsenin kullanımında olmayan genel olarak bakımsız durumdaki meyve ağaçlarının bulunduğu 12.958 metrekarelik (C) harfi ile gösterilen alan içerisinde (D) harfi ile gösterilen taban alanı 90 metrekare, kullanım alanı ile birlikte toplam 200 metrekarelik evi kullandığı; (A) harfi ile gösterilen kimsenin kullanımında bulunmayan, içerisinde 2 adet depo, sulama havuzunun olduğu 1562 metrekarelik ve bu alanları birbirine aynı zamanda genel yola bağlayan (E) harfi ile gösterilen 800 metrekarelik fiili yolun bulunduğu anlaşılmıştır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; dosya arasında bulunan bilirkişi heyet raporu ve eki krokiye göre dava konusu taşınmazda davacı tarafın kullanabileceği alan bulunmakta olup paydaşın, payına karşılık kullanabileceği alan bulunması durumunda ecrimisil davasının dinlenme olanağı bulunmadığından ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, açıklanan nedenler ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince temyiz olunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, HMK’nın 373. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 10.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.