Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/3981 E. 2021/2320 K. 26.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3981
KARAR NO : 2021/2320
KARAR TARİHİ : 26.10.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24/11/2017 tarihinde verilen dilekçeyle hakka dayalı zilyetliğin korunması talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 17/01/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 26/10/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı tarafından verilen dava dilekçesinin sonuç kısmında davacı talep konusunu; “(…) İstanbul ili, Çatalca ilçesi, Karamandere Köyü 74 parseldeki zilyedliğimin korunması amaçlı olarak açmış olduğum zilyedliğimin tesbiti davasının kabulünü…” şeklinde açıklamıştır. Bu beyana göre davacının talebi, HMK’nın 106. Maddesinde ifade edilen tespit davasıdır. Davacının bu yararı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu ise tartışmasızdır.
Yargılama sırasında yapılan keşif sonrasında Harita Yüksek Mühendisi… tarafından hazırlanarak mahkemeye sunulan 21/05/2018 tarihli raporda, davacının tespitini talep ettiği yerin 74 No’lu parsel içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Yine dosya içerisinde bulunan tapu kaydına göre, tespit talebine konu edilen 74 parsel sayılı taşınmazın tamamının maliki Maliye Hazinesidir. Bu durumda Maliye Hazinesinin de davada davalı olarak yer alması gerekirken, sadece diğer davalının yer alması usuli bir eksikliktir ve bu eksikliğin giderilmesinin sağlanması, giderilmediği takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması bozma nedeni olmalıdır.
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde zilyetlik; “Sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse, eldeci.” şeklinde tanımlanmış olup, yargısal uygulamalarda da, bu anlam üzerinden değerlendirme yapılmakta ve hüküm verilmektedir. 18/05/2018 tarihinde yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler … ve… yeminli olarak; kendilerine gösterilen evde …’nun oturduğunu, bu kişinin bu yeri kimden aldığını bilmediklerini söylemişlerdir. Yukarıda özetlendiği gibi, davacının talebi zilyetliğinin tespitinden ibarettir ve yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre de davacı davasını kanıtlamıştır. Davacının bu yerde kiracı veya fuzuli şagil olup olmadığı, davalıdan kiralayıp kiralamadığı, daha önce malik olup sonradan bu yeri satıp satmadığı vs. hususlar bu davanın konusu değildir. HMK’nın 26/1. maddesine göre hakim, taleple bağlıdır. Yine yukarıda değinildiği gibi, dava konusu yerin maliki, tapu kaydına göre Maliye Hazinesidir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi hatalı olup, bu nedenle, yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekirken, onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.