Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4488 E. 2022/55 K. 03.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4488
KARAR NO : 2022/55
KARAR TARİHİ : 03.01.2022

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.07.2013 gününde verilen dilekçe ile kadastro tespit sonrası fakat kesinleşme öncesi haricen satın alma ve eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.07.2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

I.DAVA
Davacılar vekili, kadastro tespiti sonrası fakat kesinleşme öncesi satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak, davaya konu 1233 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adlarına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 9.4.2015 tarihli ve 2013/82 E., 2015/310 K.sayılı kararıyla; davacılar yararına kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
2.1. Davaya konu taşınmazın tapuya tesciline esas, Milas Kadastro Mahkemesinin 1965/50 E., 2011/23 K. sayılı ilamında, dava konusu taşınmazların davalılar ve bayiileri tarafından 1945 yılından beri nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı, davacıların ve müdahillerin dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uymadığı, davalılar lehine 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17. maddeleri gereğince mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği gerekçeleriyle davaya konu 1233 parsel sayılı taşınmazın … mirasçıları adına tesciline karar verildiğini hükmün; Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 10.4.2012 tarih 2012/1515 E., 2012/3350 K. sayılı ilamı ile onanmış, 2012/8877 Esas, 2013/547 Karar sayılı ilamı ile de karar düzeltme talebinin reddine karar verilerek 04.02.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
2.2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Kadastro Mahkemesi kararında tüm mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile taşınmazı, eldeki dosyanın davacılarına sattığı iddia edilen …,… tarafından tespit öncesi …’ye satıldığının ve …’ın zilyetliğinde olduğunun kabul edildiğini, ancak güçlü delil niteliğindeki bu hususun aksinin davacılar tarafından ispat edilebileceği gözetilerek, gerek Kadastro Mahkemesi gerek eldeki dosyada toplanan tüm deliller, yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirildiğinde taşınmazın 1966 tespit tarihi öncesinde …’nin zilyetliğinde olduğunun anlaşıldığına, zilyetliği daha evvel devreden … ‘ün artık davacılara sonradan yaptığı devire üstünlük tanınamayacağına, kimsenin sahip olmadığı bir hakkı başkasına devredemeyeceğine, neticede eldeki dosyada güçlü delilin aksi davacılar tarafından ispatlanamadığına göre, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğini açıklamıştır.
3. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
İlk Derece Mahkemesinin 8.7.2020 tarihli ve 2019/438 E. 2020/265 K. sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinden önceki davası tapu malikleri … ve … ile … arasında devam etmekte olduğunu, davalılar murisi …’nin bu dosyalarda taraf sıfatı ve bir mülkiyet iddiası bulunmadığını,
5.2. Davalılar murisi …’nin mahalli bilirkişi …’in beyanını destekleyen beyan ve hak iddiası olmadığını, davacılara bildirmemesi sebebiyle kadastro dosyasında taraf olamadıklarını, kadastro mahkemesinin keşiflerdeki mahalli bilirkişi beyanları arasındaki aykırılığı gideremediklerini, bu durumun kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunun delili olduğunu,
5.3. Hem bozma kararı hem de davanın reddine ilişkin verilen kararın hukuka, kadastro dosyasındaki beyan ve delillere aykırı olduğunu,
5.4. Davalıların iki ayrı avukata vekalet vermesi sebebiyle iki avukat lehine ayrı ayrı nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
6. Gerekçe
6.1. Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
6.2. Dava tüm davalılar yönünden aynı sebeple reddedildiğinden, kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, doğru görülmemiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu yönde düzelterek onama kararı vermek gerekmiştir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının 6.1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
2. 6.2 numaralı bentde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm kısmının 4. ve 5. sırasındaki bentlerin çıkartılmasına, “Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ne göre 10.722,24 TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine,” ibaresinin eklenmesine hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 03.01.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.