YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4556
KARAR NO : 2022/2791
KARAR TARİHİ : 13.04.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 15/08/2014 gününde verilen dilekçe ile miras payının devri sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23/11/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/04/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
Davacı … tarafından açılan ve bilhare vefatı sebebiyle mirasçıları tarafından takip edilen tapu iptali ve tescile ilişkin davanın, bozma sonrası yapılan yargılaması sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davalı tarafından temyiz edilmekte, yüksek dairemiz sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararına karşı muhalefet görüşümüz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1-Davacı tarafından dilekçesinde “miras payının devri sözleşmesine” dayalı olarak, TMK 677. maddesi uyarınca pay iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü kararı tesis edilmiştir.
2-İlk kararda “davalı … adına kayıtlı 797,36 m² hisseden 36,08 m²’nin iptali ve bu hissenin davacı hissesine eklenmesi” şeklinde kurulan hüküm, davalı vekilinin temyiz talebinin kabulü sonrası, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15/10/2018 tarihli ilamı ile bozulmuştur.
3-Bozma gerekçesinde “davalının hissesinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, ibaresinin yer aldığı ve son mahkeme kararı ile bu doğrultuda karar tesis edildiği görülmüştür.
4-Ancak, davacı tarafından ilk bozma öncesi mahkemeye verilen 15/04/2015 tarihli dilekçe ile talep hususunda yeni açıklamada bulunulduğu, bilirkişi raporunda belirtilen A- B- C harfleri ile gösterilen miktar yönünden karar verilmesinin istendiği ve ayrıca ıslah harcı da alınmasına rağmen bu konunun temyiz incelemesi sırasında dikkate alınmadığı belirgindir.
5-Davacının iş bu dilekçesinde açıkça ıslah kelimesi yer almamakla birlikte, 17/04/2015 tarihinde ıslah harcı tahsil edilmekle bu hususun mahkemece bilindiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca ıslah kabul edilmese bile, dilekçe ile talep küçültülmüş olup, böylece kısmi feragatin gerçekleştiği de aşikardır.
6-Bu durumda davacının talebinin küçültülmesi dikkate alınmaması sonucu, haksız yere davalının bütün hissesi elinden çıkmış ve tapu ile bağlantısının kesilmesi durumu doğmuştur.
7-Esasen yapılan açıklamalar itibariyle mahkemenin, talep aşımı yaparak, talep edilmeyen konular hakkında karar vermesi söz konusudur.
8-HMK’nın 26. maddesi gereğince hakimin, taleple bağlılık ilkesine uyması, talep edilemeyen husus hakkında karar vermemesi, yine talep eden fazlasına da karar vermemi gerektiği halde bu ilkeyi ihlal ettiği açıktır.
9-Taleple bağlılık ilkesine uyulmaması, kamu düzenine aykırılık oluşturacağı açık olmakla, yukarıda belirtilen konularda davacının temyiz talebi bulunmasa bile bu husus bozma nedeni oluşturacaktır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/1479 Esas, 2019/2442 Karar)
10-Yapılan açıklamalar gereğince, ilk derece mahkemesinin davacı talebinin küçültülmesi ıslah işlemini görmezden gelerek, davalıya ait bütün hisselerin iptaline karar vermesi usul ve kanuna aykırı bulunmakla, mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile karşı oyumu açıklıyorum.