Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/466 E. 2021/2681 K. 04.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/466
KARAR NO : 2021/2681
KARAR TARİHİ : 04.11.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08/12/2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13/12/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafın hem tapu tahsis belgesine dayalı iddiasını, hem de taşınmazı zilyetlikle edinme sebebine dayalı iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 02.05.2019 tarihli 2019/362 Esas, 2019/786 sayılı Kararı ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine gelince;
6100 sayılı HMK’nın 326. maddesinde, kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 323/ğ maddesi uyarınca, vekalet ücreti de yargılama giderleri arasında yer alır.
Somut olaya gelince; dava tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Dosyada mevcut 19.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda tahsise konu yerde İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar planı veya 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmadığı bildirilmiştir. Mahkemece, bu gerekçeyle davanın reddine karar verildiğine göre, yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 02.05.2019 tarihli, 2019/362 Esas ve 2019/786 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA; HMK 370/2. maddesi gereğince yerel mahkeme hüküm sonucunun 4. maddesinde yer alan “15.888,40 TL” ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine “2.180,00 TL maktu” ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine, Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 04.11.2021 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
Hukukumuzda vekâlet ücretinin dayanağını hem Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi hem de Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi oluşturmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nda, 4667 sayılı Kanun ile yapılmış olan değişiklikten sonra, vekâlet ücreti, 164. maddesinin ilk fıkrasında “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Kesin hüküm verilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığı olan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hükmedilecek vekâlet ücreti maktu ücret ve nispi ücret olarak iki türlüdür. Dava konusunun para ile ölçülemediği durumlarda maktu vekâlet ücretine hükmedilirken; dava konusunun para olması ya da parayla ölçülebiliyor olması halindeyse dava konusu değere göre nispi vekâlet ücretine hükmedilir.
Nisbi ücret, görülmekte olan davanın konusunun para olması veya para ile ölçülebilmesi durumunda, değere göre hesaplanan ve değere göre belirli oranlarda artıp azalan ücrettir.
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapunun iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davanın konusu taşınmaz olup; değeri para ile belirlenebilir niteliktedir. Bu sebeple mahkemece verilecek kararda avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi gereğince üçüncü kısmına göre verilmesi gerekir.
Hükümde taraf lehine maktu vekalet ücretinin verilmesi gerektiğine dair, Sayın çoğunluğun hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin kararına katılmıyorum.