YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4671
KARAR NO : 2021/2063
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : … vd.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03/06/2013 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 11/11/2016 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19/10/2021 günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacı vekili, vekil edenine ait ve davalılar tarafından kullanılan 3 nolu daireye yönelik 09/10/2012 tarihli satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği taşınmazın 02.10.2013 tarihinde (ve 110.000 TL bedel ile) satışı konusunda anlaşma yapıldığını, ilgili sözleşmede 20.000,00 TL cezai şartın da öngörülmesine rağmen davalının belirlenen tarihte bedeli ödemediği gibi müvekkili ile iletişime de geçmediğini, bu nedenle davalıya Bursa 17. Noterliğinin 25/02/2013 tarih ve 05120 yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, davalılardan …’nun Bursa 10. Noterliğinin 04/03/2013 tarih ve 9377 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taşınmazı 69.000,00 TL bedelle almaya hazır olduğunu bildirdiğini, bunun üzerine müvekkilinin Bursa 17. Noterliğinin 08/03/2013 tarih ve 06195 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile (fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla) 22/03/2013 tarihinde 69.000,00 TL bedel karşılığı taşınmazı devretmeye hazır olduğunu davalıya bildirdiğini, ancak davalının buna da itiraz etmek suretiyle Bursa 18. Noterliğinin 7454 yevmiye numaralı ihtarnamesi aracılığıyla devir tarihini kabul etmediğini bildirdiğini, bu şekilde davalıların dava konusu taşınmazı işgal ettiğini belirterek elatmanın önlenmesi ile aylık 500,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; öncesi davalılardan … adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın, 30.07.2012 tarihinde 69.000,00 TL bedel ile davacı tarafından satın alındığını, satış bedelinin Selime’nin ipotekli borcu ödenerek yapıldığını ve taraflar arasında kira sözleşmesinin bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece (ilk kararda), davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.11.2015 tarihli ve 2015/13669 Esas, 2015/13327 Karar sayılı ilamında belirtilen “… öncelikle davada ileri sürülen isteklerden ecrimisil bakımından peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; dava, her iki talep bakımından da kabul edildiğine göre kararda elatmanın önlenmesine karar verilen taşınmazın değeri ile hüküm altına alınan ecrimisil değerinin toplamı üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken sadece ecrimisil üzerinden harç alınmış olması da isabetsizdir..” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, duruşmalı olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacı vekilinin ecrimisil talebine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi talebine ilişkin temyiz itirazının incelemesine gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 3 nolu bağımsız bölümün davacı tarafından 30.07.2012 tarihinde 69.000,00 TL bedel karşılığı (davalılardan …’dan) satın alındığı, aynı tarihte “Taahhütname “ başlıklı yazı ile dava konusu yerin 01.10.2012 tarihinde boş vaziyette teslim edileceğinin davalılar tarafından taahhüt edildiği, davacı ile davalılardan … arasında 01.08.2012 başlangıç tarihli 5 aylık kira sözleşmesinin imzalandığı, 09.10.2012 tarihinde de aynı taraflar arasında taşınmazın satış vaadini öngören “ sözleşme” başlıklı belge düzenlendiği, davalılar aleyhine Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2013/318 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalıların tahliye sözleşmesine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, bu şekli ile, kira ilişkisinin davalılar tarafından inkar edildiği, davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, taraflar arasında geçerli bir satış vaadi sözleşmesi ile kira ilişkisinden söz edilemez.
Hal böyle olunca; tapu maliki davacının mülkiyet hakkı karşısında davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca müdahalenin men’i yönünden BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.