Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/5371 E. 2023/81 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5371
KARAR NO : 2023/81
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : …Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. Asu Berberoğlu geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 10.01.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, tarafların annesi …’ın 22.09.2017 tarihinde vefat ettiğini, tapuda yaptıkları araştırma sonucu murisin sağlığında, Erikleryurdu Köyü’nde kain 27 adet taşınmazdaki paylarını 10.02.2016 tarihli ve 901 yevmiye No.lu ölünceye kadar bakım akdiyle; Değirmencik Köyünde kain 678 ve 680 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 22.02.2016 tarihli ve 2494 yevmiye No.lu ölünceye kadar bakım akdiyle ve Lüleburgaz ilçesi, 464 ada 20 parsel sayılı taşınmazda kain 5 No.lu bağımsız bölümdeki payını 24.11.2015 tarihli ve 18034 yevmiye No.lu ölünceye kadar akdiyle davalılara devrettiğini öğrendiklerini, ancak anılan temlik işlemlerinin muvazaalı olduğunu, zira müvekkili ile muris Gülten arasında husumet bulunduğunu, müvekkilince Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/78 Esas sayılı dosyasıyla muris Gülten aleyhine açılan davada, tarafların diğer murisi/babası …’dan intikal eden yaklaşık 200.000,00 TL tutarındaki paranın muris Gülten tarafından kendi hesabına aktarılması sebebiyle mirasta denkleştirme talep edildiğini, davalılara yapılan temliklerin ise bu davanın açıldığı tarihten sonra olduğunu ve müvekkilinden mal kaçırma amacıyla yapıldığını, murisin temlik tarihlerinde yaklaşık 66 yaşında olup bakıma muhtaç olmadığını ve tüm malvarlığını davalılara devretmesinin de muvazaanın göstergesi olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların müvekkilinin miras payı oranında iptali ile adına tesciline; olmadığı taktirde müvekkilinin saklı payının ihlal edilmiş olması nedeniyle tenkise karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ivazlı bir işlem söz konusu olduğundan tenkis talebinde bulunulamayacağını; muris Gülten’in kanser hastası olup 2013 yılından itibaren İstanbul’da tedavi gördüğünü ve ameliyat geçirdiğini, bu süreç boyunca davalı müvekkillerinin murisle yakından ilgilenip tedaviye getirip götürdüklerini, her türlü bakım ve gözetiminin müvekkillerince yapıldığını, davacının ise murisle hiç ilgilenmediği gibi murisin isteğine rağmen ziyaretine dahi gitmediğini, murisin davacı ile bir husumetinin bulunmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazlar dışında murisin, Erikleryurdu Köyü’nde kain 848, 849 ve 2207 parsel sayılı taşınmazlar ile Dere Mahallesinde kain 257 ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazlarda da payının bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile muris Gülten arasında diğer muris Halil’in kazandırmalarından dolayı husumet bulunduğu ve tanık beyanlarına göre davacı ile murisin görüşmediklerinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlardaki payların ise davacı tarafından muris Gülten’e karşı açılan mirasta denkleştirme davasından sonra ölünceye kadar bakım akitleri ile davalılara devredildiği, her ne kadar davalılar tarafından, murisin kanser hastası olup tüm ihtiyaçlarının kendilerince karşılandığı savunulmuş ise de bakım karşılığı yapılan devirlerin makul ölçülerde olması gerektiği, somut olayda ise murisin malvarlığının önemli bir bölümünü davalılara devrettiği anlaşıldığından, davacıdan mal kaçırma kastıyla hareket ettiği ve 1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen muris muvazaası şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların 1/24’ünün iptali ile davacı adına tesciline, kalan payların davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile muris arasında var olduğu iddia edilen husumetin davacıdan kaynaklandığını, bu hususa ilişkin mahkeme gerekçesinin dosyadaki delillerle örtüşmediğini; dinlenen tüm tanıklarının beyanlarından anlaşıldığı üzere murisin, dava konusu taşınmazları kendisine baktıkları için müvekkillerine bıraktığını, mal kaçırma iradesiyle hareket etmediğini, mahkemenin kararı ile murisin iradesinin yok sayıldığı; mahkemece, murisin tedavisi süresince müvekkilleri tarafından yapılan masrafların ve işlerini terk etmeleri nedeniyle uğradıkları kar kayıplarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların, ölünceye kadar bakım akitleri uyarınca, bakım edimini yerine getirdiklerinin tüm dosya kapsamıyla sabit ise de devredilen mal varlığının, murisin tüm mal varlığına tekabül ettiği ve bakım edimi karşılığının makul ölçüde olduğunun kabul edilemeyeceği, murisin temlikteki asıl irade ve amacının mal kaçırma yönünde olduğu ve yerel mahkemenin bu yöndeki takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ile muris arasında var olduğu iddia edilen husumetin davacıdan kaynaklandığını, bu hususa ilişkin yerel mahkeme gerekçesinin dosyadaki delillerle örtüşmediğini; dinlenen tüm tanıklarının beyanlarından anlaşıldığı üzere murisin, dava konusu taşınmazları kendisine baktıkları için müvekkillerine bıraktığını, mal kaçırma iradesiyle hareket etmediğini, gerek yerel mahkeme gerekse bölge adliye mahkemesi kararları ile murisin iradesinin yok sayıldığı, murisin tedavisi süresince müvekkilleri tarafından yapılan masrafların ve işlerini terk etmeleri nedeniyle uğradıkları kar kayıplarının dikkate alınmadığını; Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkillerinin bakım borcunu yerine getirdiği kabul edilmesine rağmen müvekkilleri aleyhine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmeleri ile davalılara devredilen taşınmaz paylarının, muris muvazaası nedeniyle davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tescili; olmadığı taktirde davacının saklı payının ihlal edildiği iddiasına dayalı tenkis alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 611 ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 565 inci maddesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı içtihadı birleştirme kararı.

3. Değerlendirme
1. Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.

2. Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.

3. Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir. Kısaca ifade etmek gerekirse muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi hükmünden yararlanılarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.

4. Ölünceye kadar bakım sözleşmelerinde, bakım alacaklısı ile bakım borçlusu arasında diğer mirasçılardan mal kaçırma iradesinin bir ispat yolu da sözleşme gereği tarafların yüklendiği edimler arasındaki nispetsizliktir. Muris gerekmediği halde tüm mal varlığını ya da mal varlığının büyük bir kısmını ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereği devretmiş ise diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle bu husus, muvazaalı işlemin göstergesi kabul edilebilir. Öte yandan, muris mal varlığının tamamını veya önemli bir kısmını sözleşme gereği devretmiş ve yahut devir taahhüdünde bulunmuş olup da bu miktar taşınmazın, ölünceye kadar bakım akdinin karşılığı olduğu hayatın olağan deneyimleriyle anlaşılabiliyor ise salt mal varlığının tamamının devri muvazaa olarak nitelendirilemez.

5. Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 565 inci maddesinde tenkise tabi sağlar arası kazandırmaların neler olduğu düzenlenmiş; anılan maddenin 4 üncü fıkrasında da “mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” bu kapsamda sayılmıştır.

6. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davaya konu ölünceye kadar bakım sözleşmeleri sırasıyla 24.11.2015, 10.02.2016 ve 22.02.2016 tarihlerinde yapılmıştır. Tanıkların anlatımlarından anlaşıldığı üzere davalılar, anılan sözleşmelerin yapıldığı tarihlerden önce dahi muris Gülten’e karşı bakım görevini yerine getirmişlerdir.

7. Mahkemece, mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 31.08.2018 havale tarihli inşaat bilirkişi raporunda, 24.11.2015 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu 464 ada 20 parsel sayılı taşınmazda kain 5 No.lu bağımsız bölümün davanın açıldığı tarihteki değeri 250.460,00 TL olarak hesaplanmış olup, muris Gülten’in taşınmazdaki 1/4 payına isabet eden miktar ise 62.615,00 TL’dir. Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/68 Talimat sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen 11.06.2018 havale tarihli ziraat ve inşaat bilirkişi raporlarında ise 10.02.2016 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu Erikleryurdu Köyü’nde kain 2337, 243, 413, 779, 780, 781, 782, 945, 949, 950, 959, 962, 1026, 1027, 1028, 1454, 1607, 1608, 1615, 1640, 1707, 1708, 2223, 2224, 2295, 2296 ve 2297 parsel sayılı taşınmazların davanın açıldığı tarihteki toplam değeri 2.131.015,58 TL olarak hesaplanmış olup, muris Gülten’in taşınmazlardaki 1/4 payına isabet eden miktar 532.753,90 TL’dir. Kırklareli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/59 Talimat sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen 10.07.2018 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda ise 22.02.2016 tarihli ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu Değirmencik Köyü 678 parsel (yeni 108 ada 35 parsel) ile 680 parsel (yeni 108 ada 37 parsel) sayılı taşınmazların davanın açıldığı tarihteki toplam değeri 63.756,00 TL olarak hesaplanmış olup, muris Gülten’in taşınmazlardaki 1/4 payına isabet eden miktar 15.940,00 TL’dir. Muris Gülten’in dava konusu bu taşınmazlardan ayrı olarak Erikleryurdu Köyü’nde kain 111 ada 406 (eski 848) ve 407 (eski 849) No.lu parseller ile 135 ada 15 (eski 2207) No.lu parselde murisi/eşi Halil’den intikalen gelen 14/192’şer payı bulunmaktadır. Murisin ölünceye kadar bakım sözleşmelerine konu taşınmazlardaki payına isabet eden miktarlar gözetildiğinde bu miktarın, murisin yaşam koşulları ve hastalığı karşısında makul bir edim olduğu anlaşılmıştır.

8. Dosya kapsamında murisin, davacıdan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğine dair başkaca bir delil ve belge de bulunmamaktadır.

9. O halde mahkemece, tapu iptali ve tescile konu edilen taşınmazlarda, muris tarafından davalılara devredilen payların ölünceye kadar bakım alacaklısı olan murisin edimi olduğu, sözleşmeler gereği tarafların yüklendiği edimler arasında aşırı bir nispetsizlik bulunmadığı gibi murisin diğer mirasçısı davacıdan mal kaçırma amacıyla hareket etmediği; ölünceye kadar bakım sözleşmelerinin, TMK’nın 565/4. maddesinde belirtildiği şekilde saklı payı ihlal kastıyla da yapılmadığı ve davalılar tarafından bakım görevinin yerine getirildiği de gözetildiğinde karşı edimin minnet duygusuyla belirlenmiş olduğu; bu durumda, temlikin ivaz karşılığı olup karşılıksız kazandırmadan da söz edilemeyeceği için tenkis hükümlerinin somut olay açısından uygulanma imkanının bulunmadığı da göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve gerekçelerle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.